Şimdi, hesabı şöyle yapın: Sözgelimi, portakal üretimi, yarım asır öncesine göre 10 kat artmış olsun. Vitamin değeri yirmi kat azaldığına göre, aslında üretilen vitamin, eskiye göre; yarı yarıya azalmış demektir. Üretim arttıkça “verim”in düşmekte olduğu açıktır.
Bu, bütün gıda üretiminde geçerlidir.
Üretim arttıkça nüfus artacak… Nüfus arttıkça üretim daha da hızlı artacak. Bu da dünyanın kaynaklarının hızla tükenmesi, kısa sürede bitmesi anlamına gelir. Kaynakları tükenen bir yerkürede yaşamak mümkün olmadığına göre, insanlığın da sonu gelir.
Oysa nüfus azaltılabilirse, üretim de azalacak… Üretimi artırmak için gereken sunî gübre, ilaç gereksiz hale gelecek… Aşırı kullanılmayan toprağın kendini yenilemesi, verimliliğinin uzun süreler korunması mümkün olabilecektir.
Son tahlilde, insanoğlunun soyunun devamı, nüfusun artmasıyla değil, nüfusun azalmasıyla mümkündür.
Bugünkü nüfus çok yüksektir. Bunun katlanarak artması felakettir.
Nüfus artışı, önce durdurularak, sonra da yavaş yavaş azaltılarak, 90-100 yıl gibi bir sürede, 2 milyara kadar indirilebilir. O rakamlarda sabit tutularak dünyada, nitelikli bir hayat sürdürülebilir.