Memleketin her yerindeki akarsular kururken para nehirlerinin nasıl aktığını,
Hangi barajları doldurduğunu duyuyor, görüyor, şahit oluyorsunuz!
Bazen, şakayla karışık “eskiden para mı vardı?” deriz…
Para yoktu, oksijen vardı, bol!
Şimdi para çoğaldıkça oksijen azalıyor… Oksijen derken suyu da kastediyoruz. Bilindiği gibi suyun üçte biri oksijen…
Kızılderili Reisi diyor ki, “Son ağaç kesildiğinde, son akarsu kuruduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyeceğini öğrenecek”!
Vaziyet, Reis’in tespitinden de vahim: Para belki yenebilir! Ama içilemez ki, solunamaz, akciğerlere çekilemez ki!
Nehir deyince aklıma otobanlar, “oto nehirleri” geldi…
Yollar genellikle akarsu yataklarına “paralel” yapılır… Seyahat esnasında, yanınızda akan nehri de seyredersiniz. Artık seyredemiyorsunuz, çünkü kurumuş. Araba nehirleri gürü gürül, gittikçe artan bir “debi”yle akarken, akarsular sizlere ömür!
Her türlü zehir, karbondioksit salınımı “tam gaz”…
“Devr”in bitti oksijen, mezarını kaz!
01 Ağustos 2021
BATAKLIK
Her yıl, 05 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanıyor. Biz de 1 TEMA’cı olarak İzmir’deki kutlama ve etkinliklere katıldık. Hakikaten ilgi çekici bilgiler aldık.
Tabii “Dünya Çevre Günü” dolayısıyla pek çok televizyon kanalı da çevreyle ilgili programlar yaptı. Bunlardan birine NTV’de rastladım. Son 40–50 yılda, bütün dünyadaki olumsuz gelişmeleri ele alan bir belgesel yayınladı.