Metal pipetin öldürdüğü vs plastik çikolata şırıngasının öldürdüğü

YEŞİL GAZETE

facebook sharing button
whatsapp sharing button
twitter sharing button
linkedin sharing button
email sharing button
print sharing button

Geçtiğimiz yıl bir konuyu araştırırken ilginç bir haber ile karşılaşmıştım. Haber, metal pipet kullanırken bir şekilde ölen yaşlı birini konu ediniyordu. Önce haberi parodi haber zannedip ciddiye almamıştım. Ancak haberi bulduğum sitenin adresini fark edince şok oldum diyebilirim. Ciddi uluslararası sitelerde yayınlanan haberi, Türkiye’deki plastik üreticilerini temsil eden bir vakıf da Türkçeye çevirmişti. Ancak haberin Türkçedeki veriliş şekli orijinal dilindekinden biraz daha ofansifti. Muhtemelen haberi de “bakın plastik pipet kimseyi öldürmüyor ama metal pipet öldürüyor” gibi bir amaçla sitelerine koymuşlardı. Çünkü haber başlığı “Çevre Dostu Denen Metal Pipet Ölüm Getirdi” şeklindeydi.

Yani haberden de anlaşılacağı üzere, kaza sonucu o anda elinde bulunan metal pipet kadını ölümcül şekilde yaralamıştı. Normal şartlarda kendi faaliyetlerinden başka hiçbir haberi sitelerine koyman plastik üreticileri, bu habere balıklama atlamış ve plastik övücülüğü yapmaktan geri kalmamışlardı. Aynı üreticilerin binlerce canlının plastik yüzünden ölmesiyle hiç ama hiç ilgilenmediklerini ve bu konuda tek bir haber bile paylaşmadıklarını belirtmekte fayda var. Öyle ki çeşitli etkinliklerde, hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi deniz kirliliğiyle ilgili konuşmaktan dahi çekinmiyorlar. Bu garip çelişkiye dair söylenecek bir şeyimiz yok. Sonuçta balinaların korunması ile ilgili panele Japon balina avcılarının temsilcisini çağırırsanız o da fırsatı kaçırmaz ve katılır. Hatta yapabiliyorsa fonlamasını bile sağlayabilir.

Plastikçilerin, metal pipet ve ölüm ilişkisi kurulan bir habere balıklama atlamış olmasına ve bunu da hiç sıkılmadan manipüle edip sitelerine koymalarını anlayabiliyorum. Her ne kadar memleketin absürtlüklerle dolu olduğunu görünce kimseden ciddiyet bekleme gibi bir lüksümüzün kalmadığının farkında olsam da yine de şaşırma hakkımı kullanıyor ve bu habere ve onu paylaşanların çaresizliğine de üzülmeden edemiyorum. Çünkü gerçekten buna ihtiyaçları var.

Benzer şekilde absürt ama daha da trajik olan bir ölüm haberini de 11 Aralık 2019 yılında gördük. Ankara‘da yedi yaşındaki Mert Yağız Köksal adlı bir çocuk, amacı ve yararı belli olmayan ve muhtemelen içerisinde de çeşitli sayıda toksik kimyasal barındıran bir plastik şırınga içindeki çikolatayı yemeye çalışırken boğazına tıpa kaçması sonucu nefessiz kalarak yaşamını yitirdi.  Bu hazin ölümün ardından çocuklar için okul kantinlerinde satılan ürünlerin kontrolü ve denetimi tekrar gündeme geldi ve denetimsizliğin boyutu da gözler önüne serildi.

Daha sonra okulun kantin işletmecisi ve ürünü dağıtan firmanın sahibi hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçundan altışar yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Ankara Cumhuriyet Savcısı’nın hazırladığı iddianamede, kantinci ve dağıtıcı ‘tali kusurlu’ olarak değerlendirilirken, 7 yaşındaki Köksal ‘asli kusurlu’ olarak yer aldı. Savcının iddianamesinde bilirkişi raporu dayanak gösterilerek, Köksal’ın ‘asli kusurlu’ olması; “Maktulün plastik enjektörün ucundaki tıpayı eliyle çıkarmadan ağzında dişiyle çıkarmaya çalışırken tıpanın boğazına kaçmasına ve boğularak ölmesine neden olduğu, maktulün böylece kendi tedbirsiz ve dikkatsiz davranması sonucu ölüme neden olduğu anlaşılmıştır” şeklinde açıklandı.  Böylelikle ölen öldüğüyle kaldı, bu ölüm de unutulmak üzere arşivdeki yerini aldı. 

Üreticinin sorumluluğu

Peki, bu olayda o plastik şırıngayı üreten ve tasarlayanın hiç mi sorumluluğu yok? Bu şırıngayı herhangi bir güvenlik, tehlike veya benzeri bir değerlendirmeye ya da denetime tabi tutmayan yetkililerin ve bunun pazara sürülüp çocuğa kadar ulaşmasına neden olanların hiç mi suçu yok? Anlaşılan o ki olayın bu boyutu kimsenin aklına bile gelmemiş. Örneğin bu şırıngayı üreten plastik üreticisi ve ham madde aldığı plastik üreticisinin temsilcileri bu konuda ne düşünüyor?

Ben söyleyeyim! Muhtemelen sorumlu olarak çocuğu ve o çocuğun böyle ucuz kalitesiz şeyleri tüketmesine fırsat veren ailesini sorumlu tutuyorlardır. Ne de olsa plastiğin hayatımızda yeri çok. Önemli olan bu mükemmel ürünü nasıl kullandığımız. Medeni olursak plastik dost, medeniyetsiz olursak da hem bize hem de çevreye tehdit. Zaten o tehdit de yine “gönüllü aklayıcı” vakıf ve derneklerin organizasyonu ve plastikçilerin ve kirleticilerin sponsorluğunda temizleniyor. Bu ucuz, kalitesiz, zehirli ve ölümcül plastik şırınga yüzünden ölen çocuğun sorumluluğu ise çocuğun kendine kalıyor.

Ayrıca bu tür absürt olaylarda arkasına sığınılan bir başka şey daha var. O da “merdiven altı üretim!” Ne zaman herhangi bir üründen kaynaklı bir sıkıntı yaşanırsa bu tanımlamayı hep duyarız. Oysaki denetimin çok az olduğu ve çalışma koşullarının berbat olduğu işletmelerin domine ettiği plastik üretim/geri dönüşüm sektörü için bu tür üretim, bir istisna değil bir gerçekliktir. Zaman bulup ilinizdeki plastik üreticilerinin yoğunlaştığı bölgeleri ziyarete giderseniz, merdiven altı üretimin istisna olmadığını da kendi gözlerinizle görürsünüz.

İngiltere’de bayılan ve yere düşerken elindeki metal pipetin gözüne batması nedeniyle ölen (ki elinde kalem de olabilirdi) kişinin olayında, olayın sorumluluğunu metal pipete yükleyip plastik güzellemesi yapmaktan geri durmayan plastik üreticileri, benzer gibi görünse de tamamen farklı olan ve tamamıyla plastikle alakalı olan bir ölümü yani Mert Yağız Köksal olayında sorumluluğu plastiğe yükler miydi? Bence yüklemezdi.

Tarih: 16.11.2020 Okunma: 81