Marmara gibi büyük bir iç denizi,
Uzun uzun ve geniş geniş ırmakları,
Sayısız gölleri,
Gittikçe önem kazanan “kültür balıkçılığı” var.
Böyle bir deniz memleketinin elbette çok devasa bir balıkçılık gizilgücü de var!
Denizlerimizden inanılmaz çeşitlilikte ve miktarda balık elde edebilir, şu anda 1 (bir) milyar dolar civarındaki ihracatımızı, yüz milyara kadar çıkarabiliriz.
Tabii bunun için balık ve balık konusunda “bilinçlenmemiz” lâzım!
Şu anda bu bilinç var mı? Hayır, yok! Ne yazık ki yok!
Devasa balıkçılık gizilgücümüzü ortaya çıkarabilmemiz için, her şeyden evvel denizlerimizin, göllerimizin ve akarsularımızın temiz tutulması gerekir.
BİZ NE YAPIYORUZ?
Denizlerimizi ve sularımızı başta plastik olmak üzere çöplerle, fabrika-atölye atıklarıyla dolduruyor, kirletiyoruz. Bu kirliliğin üstüne bir de bilinçsiz avlanma eklenince, denizlerimizde çeşit ve miktar azalıyor. Balıklar tükeniyor.
Karadeniz’de 17, Marmara’da ise 19 balık türünü tüketmişiz. Demek potansiyelimizi kendi ellerimizle yok olma noktasına getirmişiz!
Derhal tedbir alınmalı! Kirliliğe ve bilinçsiz avlanmaya karşı sert ve katı yaptırımlar getirilmeli. Balıkçılığın, “stratejik” bir sektör olduğu kabul edilerek, buna ayrıcalıklı ve olağanüstü teşvik ve destekler sağlanmalı.
NEDEN STRATEJİKTİR?
Petrolsüz, doğalgazsız yaşanabilir ama gıdasız yaşanamaz!