Ama bugünkü Alman toplumunun, iş dünyasının ve sanatçılarının benimsediği ideoloji tam bir milliyetçilik, hem de çok şuurlu bir milliyetçilik… O şuur ve duygu insanda hayranlık uyandırıyor. Beni bilhassa hayrette bırakan, Türkiye’de de aylar boyunca yayınlanan bir araba markası reklamındaki milliyetçilik şuuru!
Reklamda, dünyanın en cazip, en güzel kadınlarından Alman Claudia Schiffer oynuyor… Reklamı hatırlayacaksınız: Bir Alman markası olan arabayla bir randevuya geç gelen adam, mazeret olarak; “Arabam yolda arıza yaptı, onun için geciktim” diyor. Bunun üzerine Claudia Schiffer ekranda gözüküyor ve nefsine tam bir güven, söylediğinin doğruluğuna tam bir “iman” ve sanki hiç kimsenin itiraz edemeyeceğine emin olduğu bir sükûnet ve yumuşacık bir ses tonuyla “Bu imkânsız, böyle bir şey olamaz, çünkü o bir Alman” diyor.
Bu kadar!
İşte, bu milliyetçilik şuurunun zirvesidir.
O bir Alman!
Kim diyor bunu?
Almanya’nın ve dünyanın en güzel kadınlarından biri… Buna kim itiraz edebilir?
Bu bence, Alman reklamcılarının, sanayicilerinin, iş çevrelerinin, sanatçılarının ve elbette devletinin “derin milliyetçilik şuurunu” ve ona sımsıkı sarılma iradesini gösteriyor… Millete, milletin ürünlerine olan sarsılmaz inanç ve güvenini gösteriyor.
Bizim söz ettiğimiz milliyetçilik de bundan fazlası değil… Bir Alman kadar, bir Japon kadar milliyetçi olmak!
Bu iki devlet gibi gelişmiş, güçlenmiş bir “refah” devletine ve toplumuna ulaşmak.