İçimizin karardığı şu günlerde dört başı mamur bir sanatçı güneş gibi parladı… İçimizi ısıttı… Bütün bir memlekete moral ve cesaret verdi… Bu memleketin o kadar da sahipsiz olmadığını gösterdi…
Bu halkın, sağlam omurgalı hakiki sanatçılar da yetiştirdiğini gösterdi.
Bu sanatçı bileğinin, yüreğinin, kafasının, bilgi birikiminin hakkıyla Hürriyet’te yazıyor.
Bu münevver kişi, kendi kafasıyla düşünen sanatçı Gülse Birsel…
Adı kocaman birçok “sanatçı”nın iktidara “biat” ve “yaranma” yarışında ve bütün medyanın onlarla meşgul olduğu günlerde, Gülse Birsel, hayatî bir konuyu kaleme aldı… Üstelik iktidarın şimşeklerini üzerine çekme tehlikesini göze alabilerek…
Zeytin ve zeytincilik meselesini…
Gündem kalabalığından, bu meseleyi kaçıranlara hatırlatalım: Hükümet, zeytin alanlarını sınırlayıp, neredeyse zeytinciliği bitirecek bir yasa çıkarma girişiminde bulundu. Yasa teklifi, TBBM’de görüşülmeye başlandı. Zeytinciliğe ağır bir darbe vuracak bu teşebbüs, ne yazık ki toplum nezdinde gerekli yankıyı bulamadı, toplum katlarında gerekli hassasiyet sağlanamadı. Elbette yeteri kadar da medyanın ilgi odağı olamadı, tartışılamadı…
İşte, Gülse Birsel bütün bunlara isyan eden düşüncelerini 13 Temmuz tarihli makalesinde dile getiriyor…