Müthiş hızlı nüfus artışı ve kaynakların sınırsızca tüketilmesi…
Ormanların vahşi bir saldırganlıkla katledilmesi… Katledilirken, “ağaçları kesiyoruz ama fidan dikiyoruz” kandırmacası… Kitlelerin katliama seyirci kalması…
Kömür, petrol, doğalgaz ve plastikle yerkürenin ısıtılması ve kirletilmesi.
Sonuç hem kuraklık hem sel… Hem atmosferin hem toprağın hem suyun kirletilmesi… Plastik, petrol, kömür solumamız… Mikroplastikli gıdalarla beslenmemiz!
Tabii deprem ve sellerin konutlarımızı, araçlarımızı hatta insanlarımızı yutması…
Hatta bundan da fazlası!
Erozyon!
Verimli topraklarımızın aşınması, taşınması… Nehirlere, göllere, barajlara, denizlere dolması…
Gökler boşalırcasına yağmur yağıyor, her tarafı sel alıyor, sel erozyona sebep olup toprağı barajlara doldurduğundan, Şanlıurfa’ya su sağlayan barajlar da çamura bulandığı için, belediye suyu kesiyor… Şehre su veremiyor!
Eh, erozyonu önleyen, iklimi ve yağış rejimini düzenleyen ormanları tüketirsen sel de olur, erozyon da olur, hava da kirlenir, küre de ısınır, iklim de bozulur.
Aslında bozulan insan!
Sorunlarımızdan sorumluyuz!
BİR ASPİRİN BİR POŞET… BİR SİMİT BİR POŞET… 100 GRAM KAHVE BİR POŞET…
Bugün 5 Haziran… “Dünya Çevre günü”!
Kimileri bunu bir “kutlama” günü saysa da ne yazık ki bugün ancak bir “yas” günü olarak kabul edilebilir. Çünkü “çevre” gözlerimizin önünde ve süratle öldürülüyor.
Çevreyi öldüren, her biri “nükleer silah” tesirinde yüzlerce düşmanı var. Bendeniz sadece bir tanesine dikkatlerinizi çekeceğim!
Poşetlere!
Katil poşetlere!