Zil çoktan çaldı: Müfredata giren çevre ve iklim dersi etkili olacak mı?

YEŞİL GAZETE

twitter sharing button
whatsapp sharing button
linkedin sharing button
messenger sharing button
email sharing button
snapchat sharing button

Gezegenimiz, iklim krizi kaynaklı aşırı hava olayları, kuraklık ve bunların ağır yan etkileriyle yüzleşirken Türkiye’de “çevre eğitimi ve iklim değişikliği” dersi 2022 – 23 eğitim öğretim yılı itibariyle ortaokul 6, 7 veya 8’inci sınıflarda, haftada iki ders saati olmak üzere toplam 72 saat, seçmeli olarak müfredata girdi.

Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı ilkokul ve ortaokullarda uygulanan “çevre eğitimi” dersinin adı, Paris İklim Anlaşması kararları, MEB’in Stratejik Planı, çeşitli kuruluşların eylem planları ve şura kararları dikkate alınarak “çevre eğitimi ve iklim değişikliği” olarak değiştirilmiş, Nisan ayında müfredat Talim Terbiye Kurulu tarafından onaylanmıştı.

Ders müfredatında  “insan ve doğa”, “döngüsel doğa”, “çevre sorunları”, “küresel iklim değişikliği”, “iklim değişikliği ve Türkiye”, “sürdürülebilir kalkınma ve çevre dostu teknolojiler” olmak üzere altı ünite var.

Açık kaynaklardan paylaşılmayan öğretim programı , konulan dersin yeterliliğini ve çocuklara bu eğitimin nasıl verilmesi gerektiğini Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık ile konuştuk.

Arık, dersin seçmeli olarak konmasının birçok öğrencinin erişemeyeceği anlamına geldiğini vurgularken atılan bu adımı özetle ‘olumlu ama yetersiz‘ olarak değerlendiriyor.

Önemli konuların ‘yüzeysel geçilme’ riski var

– ‘İklim değişikliği’ adını taşıyan bir ders ilk kez bu dönemde okutuluyor. Hazırlanan ve onaylanan öğretim programını değerlendiriğinizde, ne düşündünüz?

Konulan bu ders aslında 2000’lerin başından beri MEB ve Çevre Bakanlığı‘nın işbirliği protokolü kapsamında geliştirdiği seçmeli ‘çevre eğitimi’ dersinin kapsamının genişletilmiş hali gibi görünüyor.

Önceki çevre eğitimi dersinin seçimi azdı. Bu yıl kaç kişi aldı, kaç öğretmen, kaç okul veriyor, bunları bilmiyoruz. Seçmeli derslerin verileri ancak Bakanlığa sorulduğunda öğreniliyor.

Ekoloji ve eğitim alanında uzmanlarla müfredatı değerlendirdiğimizde, genel olarak böyle bir çabanın olumlu olduğunu ama metnin çok ‘yoğun’ olduğunu, yani kritik konuların ‘yüzeysel geçilme’ riski olduğunu tartıştık.

Bunun nedeni, öğrenim programlarının sonunda öğrencinin neleri öğrendiğini belirten ‘kazanımlar’ın çok fazla sayıda olması. Bunları yetiştirebilmek için öğretmen, hızlı hızlı geçmek zorunda.

Ayrıca, derinlemesine tartışma gereken konular çok ve bunlara pek alan yokmuş gibi görülüyor. Uygulamasını görmek için bu yılın sonunu beklememiz veya ara dönemde öğretmenlerden geri bildirim almamız gerekiyor.

elektrik zamları, İklim Adaleti Koalisyonu

Başka derste kömürün ‘önemli bir enerji kaynağı’ olduğu öğretilebiliyor, kirletici olduğu nasıl anlatılacak?

“Öğretim programında derinlemesine tartışmalar için alanın eksik olmasının yanı sıra, ‘çatışmalı konuların‘ nasıl işleneceğine dair de bir boşluk var.

Kastettiğim şu: Bu dersin programına göre kömürlü termik santraller iklim krizinde bir etken. Ama mesela Sosyal Bilgiler dersinde kömür, önemli bir yatırım ve Türkiye’nin kalkınma planının önemli bir parçası olarak ele alınabiliyor.

Bunlara bakılması gerekecek. Şu an yalnızca elimizdeki mevcut program üzerinden değerlendirme yapabiliriz.”

İklime dair krizler, tüm derslere girmek zorunda

– Siz çocuklarla, eğitimi doğrudan doğada verdiğiniz atölyeler de gerçekleştiriyorsunuz. Bu dersin öğretim programına bu gözle bakarak nasıl yorumluyorsunuz?

“Dersin maalesef böyle bir planı yok. Benim görüşüm, iklim ve biyolojik çeşitlilik krizlerinin tüm derslere girmek zorunda olduğu. Çocukları, gençleri ve öğretmenleri bugüne ve geleceğe hazırlaması gerekiyor. Çünkü Türkiye bu krizlerin getirdiği pek çok meseleyle yüz yüze, en ciddi etkilenen bölgelerden biri.

Ama bunun bilgisi eğitim sisteminde çok sınırlı. Buna hazırlık, buna yönelik çözümler de sınırlı, dağınık dağınık duruyor.

Bu zaten seçmeli dersle olabilecek bir şey değil. Kesinlikle önemli bir adım, ‘iklim’in geçirilmesi müthiş bir çaba. Bunun seçmeli ders olarak kalmayıp bütün eğitim ve öğrenim programına yayılması yönünde çocukların, ebeveynler ve öğretmenlerin bir talep geliştirmesi gerekiyor.”

Öğretmenlere daha yoğun eğitim verilmeliydi

“Geçen sene dersin taslağı öğretmenlerle denendi sanıyorum, şimdi de açabilen okullarda açıldı.

Bildiğimiz kadaıryla bunları uygulamak isteyen öğretmenlere, Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) üzerinden altı saatlik online bir eğitim verildi. Açık kaynaklarda buna kaç öğretmenin katıldığı bilgisi yer almıyor.

Öğretmenlerle daha uzun, daha yoğun bir eğitimle yapılmalıydı bu. Online olması bir yana, karşılıklı tartışmanın da yapılacağı bir eğitim olabilirdi. Ama bu bir başlangıç. ”

Tüm programlarını ‘iklim’e göre yenileyen özel okullar var: Devlette ise birçok çocuk bu dersi alamayacak

“Seçmeli dersler Türkiye’de zaten talep edilmiyor, hele ki çevre ve iklim oldukça sınırlı. Bazı okullarda zaten seçmeli dersler, okulun kendi altyapısına göre, öğretmen durumuna göre baştan belirleniyor ve öğrencilere yalnızca bu seçenekler sunuluyor. Yani öğretmen ya da okul dersi açmayınca bunlar öğrencilerin zaten erişemediği derslere dönüşüyor.

Örneğin bazı özel okullar, müfredatlarını buna göre düzenlediler ve her konuda ‘iklimi’ de ele almaya başladılar. Ama bunlar özel okul.

Tüm çocukların, özellikle de dezavantajlı toplulukların buna erişmesi lazım. Ayrıcalık şu an özel okullarda.

Bunu devlet okullarında okuyanlar dahil tüm  çocuklara yayabilmek için tek bir seçmeli ders yeterli değil.

Müfredata girmiş olması önemli, ancak etkili olacağı anlamına gelmeyebilir

“2004’ten beri çevre kazanımlarının öğrenim programında giderek daha fazla yer verildiğini görüyoruz. Ancak giriyor olması, etkili olduğu anlamına gelmeyebiliyor.

Bence etkili olması, asıl, öğretmene bakıyor. Program kötü olsa bile bazen öğretmen, elindekini muazzam bir öğretiye dönüştürmeyi başarıyor.

Kağıt üstündekini bambaşka kazanımlara dönüştürerenler, öğretmenlerdir. Bu nedenle onlara dah çok alan açılması, desteklenmeleri son derece önemli.

Program şu an ideal bir yerde değil, kaldı ki zaten seçmeli. Ben eminim, öğretmenler arasında, bu yoğun müfredatta dahi çok etkili çözümler üreten öğretmenler vardır, olacaktır da.

Örneğin ÖBA’da verilen eğitimi kaç kişi, hangi öğretmenler aldı, alanların kaçı dersi açtı? Eğitim materyalleri nasıl? O materyalleri kim yazdı, nasıl yazdı? Öğretmenlerin derste ne kullanacağına dair henüz bir bilgimiz yok.

Şunu da eklemek gerekir ki, bu konularda vaka üzerinden, saha çalışmaları üzerinden öğrenmek daha etkili olur. O yüzden saha lazım. Bu ders kapsamında öğrenciler bir ‘proje’ de üretiyor. Ama sınıf içinde, kağıt üzerinde kalmasa, süresi de artsa etkisi artabilir.

Yaşamdan kopuk bir öğretim programı eleştirileri var

-Birkaç kuşaktır çoğumuz, çevreye dair ‘güzel öğütler’ verilen dersler almış olsak da bunu içşelleştirmiş değiliz. Bu çocuklar da derste bunları öğrendikten sonra kendi ebeveyninin yer çöp attığını da görüyor, haberlerde kömürlü termik santralin övüldüğünü de… İçselleştirilecek, bütünsel bir öğrenim nasıl verilebilir?

“Gerçek yaşama uzak eğitim programlarının zaten temel sorunu bu. Sadece iklim değil her alan için söyleyebiliriz.

Yaşamdan kopuk bir sistemin hakim olduğu uzmanlar tarafından sıklıkla belirtiliyor. Bunun için de öğretmenler, fazladan çaba göstermeye çalışıyorlar. Elinde olanla çocuklar için etkili olacak programlar geliştirmeye çabalıyorlar. Ben de bu yüzden öğretmenlerin bu öğretim programıyla şu an neler yaptığını, nelere ihtiyaç duyduğunu merak ediyorum.

Örneğin kaçı vaka çalışması yapabildi? Biz ders kapsamında geliştirilen projenin süresini az bulmuştuk yaptığımız değerlendirmede.

Çocukların her bir becerisinin güçlenmesi için çok ciddi alanlar açılması gerekiyor. Ortaokul bu ders için çok uygun bir yaş, ama öncesinden de yaşa uygun içerik, kurgu ve materyallerle başlamak lazım elbette.

Bu işin ne kadar işlediğini ya da işlemediğini ancak uygulamayı görünce anlayabileceğiz.”

Tarih: 08.10.2022 Okunma: 173