Lapseki’deki ikinci altın madeninin ÇED toplantısı: Zehirlenen topraklardan sizin de çocuğunuz şeftali yiyecek!

YEŞİL GAZETE

whatsapp sharing button
linkedin sharing button
messenger sharing button
email sharing button
snapchat sharing button

Nurol Holding‘e ait TÜMAD Madencilik, Çanakkale‘nin Lapseki ilçesindeki siyanür liçli altın madenini, yaklaşık 480 hektarlık alanda daha genişletmek istiyor.

Halk ve çevre örgütleri, Kazdağları‘nda yüz binlerce ağacın daha kesilmesine sebep olacak, halkın kullanım ve içme suyu havzası olan Umurbey ve Bayramdere Barajları‘nı; şeftalinin, çileğin yetiştiği toprakları zehirleme tehlikesine sokacak bu projeye uzun süredir karşı çıkıyor.

Projenin ÇED süreci için Ankara‘da gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme Toplantısı’na katılan Avukat İsmail Hakkı Atal‘la, firmanın vaatlerini, siyanür liçli altın madenciliğinin halka bedellerini konuştuk.

Bize halkı ‘nasıl zehirlemeyeceklerine’ dair yalan söylediler

Atal, projenin Çevre Etki Değerlendirme Raporu’nu sunan Mikto Danışmanlık firmasının, su kullanımı, siyanürün arkasında bırakacağı felaketler, bölgedeki kanser oranları ve daha pek çok konudaki sorulara yanıt veremediğini anlatıyor:

“2004 yılından bu yana AKP hükümetinin orman ve madencilik ile ilgili mevzuatlarda yıllardır yapılan değişikliklerin hiçbirinin uygulanabilirliği yok, çünkü hem Anayasa‘ya hem uluslararası sözleşmelere hem de kendinden önceki kanunlara aykırı. Ama ÇED toplantılarında firmalar, bakanlık yetkilileri tarafından hep ‘mış gibi‘ yapılıyor: Her şey yasaya, kuralına uygun’muş’ gibi, herkes görevini yapıyor’muş’ gibi…

Giresun Şebinkarahisar‘ı, İliç‘i denetleyebildiniz mi? Hayır. Bakın Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, Kastamonu Bozkurt’a ikinci kez gitti. Bozkurt’ta ikinci kez sel oluyor. Neden? Siz ağaçları kestiğiniz için! Oraya gidip ‘ah vah’ edeceğinize, vermeseydiniz ÇED onaylarını!”

Bir ayda iki maden felaketi: ÇED Olumlu raporlarını kim imzalıyor?
ÇMO: Ayvalık ve Şebinkarahisar’da ekolojik yıkım suçu işlendi

Siz kaynakları tükenmez mi sanıyorsunuz?

Siyanür liçli altın madeninin, hele de iklim krizi koşullarında toprağa ve çevreye nasıl zararlar verdiğini, yarattığı ağır metal kirliliğini anlatan Atal, bölge halkının TÜMAD’ın halihazırda işletilen altın ve gümüş madeni nedeniyle tarımdan nasıl verim alamadığını anlatıyor:

“Şeftalilerden eskisi kadar verim alamadığını anlattı çiftçi arkadaşımız o toplantıda. Siz o ağır metalleri doğaya salar, toprağı, suyu kurutursanız, tabii ki verim düşer. Açtığınız altın madeniyle asit yağmuru gibi riskleri artırıyorsunuz. O ağır metaller, kirlilik, toprağa, hidrolik döngüye karışıyor, yağan yağmurla şeftaliye, çileğe düşüyor; hepimizin içtiği suya, yediği besine, hayvanlara bulaşıyor.

Bakanlık İliç’te Mart’ta yaptığı denetime işaret edip ‘siyanür yok’ dedi

Toplantıda o firmanın yetkililerine sordum: Bu topraktan sizin kendi çocuğunuz da meyve yiyecek, süt içecek. Siz Ay’da mı yaşıyorsunuz? Türkiye’de besinlerde etiketlerde ‘zehirli/zehirsiz topraktan geldi’ diye etiket mi var? Kaldı ki zehirlenmemiş kaç ekosistem kaldı ülkemizde? Bu bir akıl tutulması.”

Halka ne kadar su kalacağını hesap ettiniz mi?

Yasalarda su kullanımının bir sıralamayla belirlendiğini hatırlatan Atal, birinci ve ikinci önceliğin halkın içme ve kullanma suyu olduğuna, üçücüncüde tarım ve hayvancılık, dördüncüde su ürünleri üretiminin geldiğine ve beşinci sırada sanayi ve enerjinin geldiğine altını çiziyor:

“Yani bütün bunlardan arda su kalırsa, siz bunu madeniniz için kullanabilrisiniz diyor . Siz iklim krizi koşullarında, bütün bu öncelikelri sağlayabilecek kadar su kalacağını hesapladınız mı?

TTB siyanürün etkilerini anlattı: Yaşananlar kapitalist sistemin doğayı kâr için sömürüsünün sonucudur

İş verdiğiniz her kişi için altı kişiyi işinden ediyorsunuz

Atal, altın madenciliğinin, halka ‘istihdam ve kazanç yaratacağı’ savunusuyla sunulduğundan da bahsederek bu argümanı, altın madenleriyle çevrili ama halkın sokaklarda aç gezdiği Gana‘da yapılan ve ‘altın madenciliğinin istihdam ettiği her kişiye karşılık, sağlığından edilerek iş gücünden yoksun bırakılan, tarım ve arazilere verilen zarar yüzünden işlerini yapamaz hale gelen insanlarla hesaplandığında, madenin iş kazandırdığı her insan için altı kişiyi işinden ettiği’ sonucuna varılan bilimsel çalışmayla çürütüyor.

Atal’a göre Türkiye’nin kökten bir değişime ihtiyacı var:

“Madencilik gibi bir sektörü, kar hırsıyla hareket eden bir özel sektörün eline asla ama asla bırakamayız. Çözüm, bu konuda neoliberal, kapitalist politikaların terk edilmesi ve devletin de, yalnızca ülke ihtiyacını karşılayacak kadar, az üretimle bu işi devralması. İklim krizi koşullarında, böyle bir lüksümüz yok; dünyanın daha fazla aşırı üretim ve tüketimi kaldırabilecek gücü yok.”

Tarih: 10.08.2022 Okunma: 76