43 Yıl Muhtarlık Yapan, Aşçı Mustafa Karabulut Öldü Haber Analiz: İ Hakkı Cengiz

GENEL HABERLER

Fotoğrafta Celep Dayım, annem ve ben görülüyoruz.

Sandıklılılar onu “Âyena(ğa)” olarak bilirlerdi. Çay Mahallesi’nde 43 yıl muhtarlık yapmış, ondan önce de yıllarca muhtarlık azası olarak bulunmuştu.

Türk Dil Kurumu, “Âyan” terimini, “ileri gelenler” olarak vermektedir. Sandıklı’da “âyan” kavramının, “aza” ve “muhtar” karşılığı olarak kullanıldığını gözlemledim. Tabii “Sandıklıca”da yumuşatılarak, “âyen” şekline giriyor. İşte, hem uzun yıllar azalık görevinde bulunan hem de 43 sene muhtarlık yapan Mustafa Karabulut’a “Ayena(ğa)” payesi bu görevleri dolayısıyla veriliyor ve öyle anılıyor.

Nev’i Şahsına Münhasır Celep Dayımız, MUSTAFA KARABULUT

Mustafa Karabulut, nam-ı diğer “Celep”, annemin dayısıydı.

Âyenâ, muhakkak, Sandıklı’nın ve Uzunçarşı’nın en renkli simalarından biriydi. Akrabalık bağlarımız kuvvetliydi ve ilişkilerimiz çok yakındı. Çok samimiydik.

Cumhuriyetle yaşıttı… Sandıklı’nın yakın dönem mazisinin tanığı ve canlı tarihi gibiydi. Çocukluğumuzun uzun ve soğuk kış gecelerinde öyle hikâyeler anlatırdı ki ağzımız açık kalırdık. Demli çaylar eşliğinde, Osmanlı’yla Cumhuriyet dönemini birbirine bağlayan akıl almaz olaylar dinler, şahsiyetler tanırdık. Olağanüstü bir hikâyeleştirme yeteneği vardı. Sözünü hiç kesmeden sabaha kadar dinleyebilirdiniz. Mizahî anlatımıyla, zaman zaman gülmekten kırıp geçirirdi.

Ne yazık ki kayıt cihazlarının pek bulunmadığı dönemlerdi. Bunlar kayda alınabilse, eminim, hem yakın geçmişin önemli bir belgesi hem de bir tür sahne sanatı kazanımı olurdu. Umarım, dijital cihazları çok iyi kullanan torunları, bir-iki hikâyesini kayıt altına almayı akıl etmişlerdir.

Tabii Celep Dayımın en fazla bilinen özelliği; aşçılığıydı. Düğün-sünnet gibi özel günlerinizi, nefis yemekleriyle daha özel ve güzel bir hale getirirdi. Şimdi aklıma geldi, bende, bir sünnet şöleni çekiminden, sesli kısa bir görüntüsü var.

İlçe merkezinde olduğu kadar köylerde de aşçılık ederdi. En fazla Kızık Köyü’ne giderdi. Sandıklı’ya 7-8 kilometre mesafedeki Kızık’a, çoğu zaman yürüyerek gider gelirdi. Bunu 90 yaşını geçene kadar sürdürdü.

En ilginç taraflarından biri, bu “hareketliliği”ydi. Neredeyse hiç durmazdı. Bir de asla gerilime girmezdi. Çok telaşlı ve aceleci göründüğü olurdu ama gerilmezdi. Çünkü hiçbir şeyi içine atmaz, her şeyi uluorta söylerdi.

Başta annem, anne tarafındaki, 40 yaşını geçen hemen bütün akrabalarımda “yüksek tansiyon” şikâyeti vardır. Fakat Celep Dayımdan hiç böyle bir şikâyet duymadım. Üstelik bol bol tatlı, tuzlu, yağlı yemekler yediği halde... Sadece tansiyon değil, başka herhangi bir hastalıktan şikâyetini de duymadım.

Sağlığının sırrı, sanırım, yukarıda da yazdığım gibi, çok fazla hareket etmesi ve hiçbir şeyi içine atmamasıydı.

3 yıl kadar önce merdivenden düşüp kalça kemiğini kırdı. Çok ileri yaşta gelen bu kaza onu yatağa ve resimde görülen dayanağa bağladı. İşte, o zaman dayım ihtiyarladı! Ve Çarşamba günü (25 Kasım 2020) hayatını kaybetti. Allah rahmet eylesin. Anılarda daima yaşayacak. Daima gülümsetecek!

Tarih: 28.11.2020 Okunma: 1172