Covid-19, iklim değişikliği ve inkar

YEŞİL GAZETE

facebook sharing button
whatsapp sharing button
twitter sharing button
linkedin sharing button
email sharing button
print sharing button

George Mason Üniversitesi İklim Değişikliği İletişim Merkezi‘nde araştırma görevlisi olan John Cook, geçtiğimiz on yılı iklim inkarcılarının psikolojisini inceleyerek, son birkaç ayı da onların ideolojik eşdeğerlerini, yani koronavirüsle alay edenleri anlamaya çalışarak geçirdi.

George Mason Üniversitesi İklim Değişikliği İletişim Merkezi‘nde araştırma görevlisi olan Cook, aynı zamanda iklim değişikliğini reddedenlerin ortak argümanlarını çürütmeye yönelik yayınlar yapan Skeptical Science‘ın da kurucusu. Cook’a göre bu iki grup (iklim değişikliği inkarcıları ile koronavirüsü ciddiye almayanlar) birbirine çok benziyor ve gerçekler onları pek az etkiliyor:

İdeoloji, iklim değişikliği konusunda insanların tavrını belirlemede önemli bir yer tutar, ancak sürü psikolojisi, bundan daha önemlidir. Nihayetinde insan sosyal hayvandır. Eğer sürü iklim değişikliğinin safsata olduğuna inanıyorsa, buna inanmaya daha fazla eğilim gösteririm. Ve bu algının bir benzeri Covid-19′da da söz konusu.

Bilinçsizliğin sebebi Trump

Bu, tutumun değişmesinde ve inkarın üstesinden gelmede siyasi lidere büyük bir sorumluluk düştüğü anlamına geliyor. Ne var ki liderlik şimdiye kadar bu sorumluluğu üstlenmedi. 

Başkan Trump, iklim değişikliğini uzun süre reddetti ve çevreyle ilgili yapılan düzenlemelerden geri adım attı. Dahası, insanları koronavirüse karşı uyarmak şöyle dursun, bizzat enfekte olduktan sonra, pazartesi günü Beyaz Saray’a girer girmez maskesini çıkardı ve Covid-19’dan korkulmamasını söyleyip durarak sağlıkçıları canından bezdirdi.

Cornell Üniversitesi‘nce yapılan yakın tarihli bir çalışma, Trump’ın koronavirüs hakkındaki yanlış bilgilerin yayılmasının nedenlerinin başında geldiğini ortaya koydu

Yüzde 12’nin umurunda değil

Beyaz Saray, Trump’ın personelin ve ABD halkının sağlığını ciddiye aldığını ve Hastalık Kontrol ve Öenleme Merkezleri‘nin kılavuzlarına uyduğunu söylüyor.

Öte yandan Cook’a göre konu iklim değişikliği olduğunda, ABD’lilerin yüzde 10’undan daha azı bilime karşı çıkıyor. (Yüzde 12’lik kesim ise koronavirüs konusunda “hiç mi hiç” endişeli değil)

Cook’a göre bu durum çözümün, inkara batmış olanları değil, toplumun kalan yüzde 90’lık kesimini bilimsel dezenformasyondan kurtarmakta olduğunu gösteriyor.

Cook, bu mücadeleyi, ABD’de aşılar sayesinde artık görülmeyen çocuk felci hastalığıyla mücadeleye benzetiyor. İklim özelinde ise, bu, toplumu yanlış yönlendiren tekniklerin açıklanması için gerçeklerin ve bilimsel araştırmaların, canlı analojilerle birlikte kullanılmasını gerektiriyor.

‘Analojiler kuracağız’

“Örneğin”, diyor Cook, “insanlara şunu anlatmalı: Nasıl ki iyi bir yemekten sonra hissettiğiniz doygunluk hissi dünyada açlık olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor, hissettiğiniz bir soğuk hava esintisi de küresel iklim değişikliğinin olmadığı anlamına gelmiyor.”

Cook’a göre bu gibi analojilerin gücü, soyut olabilecek olanı alıp günlük yaşam deneyimine oturtmasında yatıyor.

Yine de Cook’a göre siyasi liderlerin tutumu kamuoyu oluşmasında en belirleyici etken:

Kayıtsızlığı değiştirmek için büyük bir şey gerekir. Liderliğin ve Cumhuriyetçilerin çıkıp topluma liderlik etmesi gerekir.

Tarih: 09.10.2020 Okunma: 24