YEŞİL GAZETE
Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, şu an IŞİD'in elinde 3 bine yakın Ezidi kadın ve çocuğun esir olduğunu açıkladı. Platformun hazırladığı raporda "7 yaşında sağır ve dilsizdi, sürekli tecavüze uğruyordu", "7-8 yaşındaki çocuklara tecavüz ediliyordu" ifadeleri de yer aldı.
IŞİD terör örgütünün 3 Ağustos 2014'de Irak-Suriye sınırındaki Şengal Dağı ve çevresindeki Ezidilere yönelik IŞİD saldırısının yarattığı tahribat sürüyor. Saldırı sırasında on binlerce kişi çocuklarının, anne ve babalarının gözleri önünde baş kesme gibi yöntemlerle öldürüldü. Halen öldürülenlerin sayısı tam olarak net değil. Saldırının ardından 400 bin Ezidi, göç etmek zorunda kaldı ve statüsüz sığınmacı olarak son derece zor koşullarda, halen birçok ülkede kamplarda yaşıyor. Sayılarının dört binin üzerinde olduğu tahmin edilen Ezidi kadın ve çocuk, IŞİD tarafından esir alındı. Ezidi halkına uygulanan insanlık dışı muameleler, benzer biçimde Süryani, Türkmen, Şii Şabak ve kendilerinden olmayan Araplara karşı da uyguladı.

HAZIRLANAN RAPORDA YAŞANAN VAHŞET GÜN YÜZÜNE ÇIKTI

‘7 YAŞINDA SAĞIR VE DİLSİZDİ, SÜREKLİ TECAVÜZE UĞRUYORDU'
Hazırlanan raporda IŞİD'in esir aldığı kadınlardan 23 yaşındaki Z.X. yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Biz, aramızdaki kız çocuklarıyla birlikte ortalama 500 kişiydik. Bizi bodrum katına koydular. Ardından bekar ve bekar olmayanları ayırdılar. Bir amcamın kızı hamile olduğu için; onun yanında kalıp ona bakabilmem için beni pazara satmaya götürmediler. Her günümüz dayakla geçiyordu. Bir gün amirleri geldi ve 24 yaşında olan Cilan adlı arkadaşımı kendine seçti. Arkadaşım bu durumu kaldıramadı ve kendini banyoya kapatarak intihar etti. Baaj Köyü'nde 8 gün kaldıktan sonra 27 kadın, Tıl Kasır Köyü'ne götürüldük. Burada sürekli kadın değişimi oluyordu, yüzlerce kadın ve çocuk vardı. 6 ila 9 yaş arasında pazarlanan kız çocuklarının sayısı çok fazlaydı. Bir amir beni sadece yemek yapmak için satın almıştı. Burada geçen 10 günün ardından Tıl Azir'e bağlı Verdiye Köyü'nde yaşayan birine satıldım. Ardından Tıl Kasır Köyü'ndeki eski satıldığım adam yeni adama telefon açtı ve kendine birkaç kız çocuğunu satın aldığını ve benim onlara yemek yapmam gerektiğini söyleyerek geri çağırdı. Bu çocuklardan 7 yaşında olan sağır ve dilsizdi, sürekli tecavüze uğruyordu" dedi.‘7-8 YAŞINDAKİ ÇOCUKLARA TECAVÜZ EDİYORLARDI'
Çocuk sayısının çok fazla olduğunu ve çocukların her gün tecavüze uğradığını anlatan Z.X. şöyle devam ediyor: "Kaldığım bir evde dilsiz olan 7 ve 8 yaşındaki kız çocuklarına tecavüz ettiler. Kuzenleri buna karşı çıkınca onu dövdüler ve kafasını iki yerden kırdılar. Daha sonra 13 yaşındaki bir kızla beni, başka çocukların olduğu yere götürdüler. Bize sürekli, ‘sizi daha sonra Suudi Arabistan veya Suriye'ye götürüp satacağız' diyorlardı. Bir gece dayanamadım ve kaçış yollarını aradım. Nasıl oldu bilmiyorum ama bir kaçış yolunu buldum ve denemek istedim. Yanıma 13 yaşındaki bir kız çocuğunu da alıp kaçmaya başladım. Diğerlerini yanıma alamadım, onlar kaldı. Yürüyerek bir eve ulaştık. O ev bize sahip çıktı fakat sabah kendilerinin de öldürülmesinden korktukları için bizi bir sokağa bıraktılar. Ardından sokaklarda susuz ve aç şeklinde iki gün yürüyerek kurtulduk."‘ÖNCE SATIN ALAN TECAVÜZ EDİYOR, SONRA BAŞKALARINA İKRAM EDİYORDU' Kurtarmayı başaran 20 yaşındaki H.X. yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Bize zorla Kelime-i Şahadet getirttiler, şahadet getirmeyenleri ise dövüyorlardı. Şahadetin ardından sadece gözlerimizin dışarıda kalacağı şekilde kara çarşaf giydirdiler. Ellerimizi bağlayıp pazarda bizi 30'ar kişilik farklı gruplara ayırıp bir kişiye sattılar. O kişi de bizi tek tek pazarda sattı. Kaç defa satıldığımı hatırlamıyorum. Beni ilk olarak bir şeyhe sattılar. Onun elinde 3 ay kaldım. Kız kardeşim ve amcamın kızı da satıldığım şeyhe satıldı ve bize tecavüz etti. Sonra bizi alan şeyh bizi arkadaşlarına hediye etti. Bu kişiler ise bizi kura çekerek seçti. Yazı-tura şeklinde para döndürdüler ve bilen kişi ilk seçen oluyordu. Şiddet, dayak ve tecavüz saldırılarıyla geçen günler nasıl olabilir ki? Bir gün tepemizde hava saldırısı başladı. Hava saldırısında beni satın alan kişi öldü. Bu sayede ben de kaçmayı başardım. Kara çarşaf giydim ve yalın ayak bir şekilde gücüm yettiğince kaçmaya başladım ve kurtuldum."‘HAYALİM YOK'

‘ŞENGAL ÖZERK VE BAĞIMSIZ BİR BÖLGE OLMAZSA FERMANLAR DEVAM EDER'
Yaşananların ardından harekete geçen Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu alıkonulan kadınların kurtarılması ve uluslararası kamuoyu oluşturmak için çalışma başlattı. Platform üyelerinden Ayşe Gökkan şuan IŞİD'in elinde bulunan Ezidi kadın ve çocuk sayısının net olarak bilinmediğini ama bu sayının 3 bin dolaylarında olduğunu söyledi. Yaptıkları ilk araştırmada esir kadın ve çocuk sayısının 7 bin olduğunu kaydeden Gökkan, esir alınanların pazarlarda satıldığını belirterek, yaşananların insanlık dışı uygulamalar olduğunu söyledi. Dünyanın yaşanılanlar karşısında sessiz kaldığını belirten Gökkan, Ezidilere yönelik soykırımın devam ettiğini söyledi. Halen birçok Ezidinin Irak, Türkiye ve Suriye'de kurulan kamplarda kaldığını kaydeden Gökkan şunları söyledi: "Şengal'in bir statüsünün olması gerekiyor. Bir halk inancından dolayı 73 kez fermana uğruyor. Dünyanın aslında Şengal'i özerk bağımsız bir bölge olarak kabul etmesi gerekiyor. Eğer kabul edilmezse fermanlar devam eder."‘3 AĞUSTOS'TA DÜNYANIN DÖRT BİR TARAFINDA EŞ ZAMANLI EYLEM'
Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu olarak IŞİD'in Ezidilere yönelik soykırımının yıl dönümü nedeniyle 3 Ağustos'ta eş zamanlı eylem yapacaklarını duyuran Gökkan, "Dünyadaki 73 kadın örgütü 3 Ağustos'u ‘Kadın Soykırımına Karşı Mücadele Günü' olarak imzaladı. 3 Ağustos'ta dünyanın dört bir tarafından kadın örgütleri saat 11.00'da eş zamanlı olarak siyah kurdele takarak 1 dakika sessiz olma eylemi yapacak. Bu vesilesiyle tüm savaş ve çatışmalı bölgelerde halklara yönelik soykırım ve kadınlara dönük cins kırımına karşı birlikte mücadele edebileceğimize inanıyoruz" ifadesinde bulundu.



