Yerli Medya   |    Yabancı Medya   |    Faydalı Linkler
21 Ekim 2018 Pazar TSİ 09:01:48
» Anasayfa
» Sosyal
» Ekonomi
» Eğitim
» Siyaset
» Asayiş
» Teknoloji
» Sağlık
» Gündem
» Son Haber
» Çocuk
» Dünya
» Yerel
» Spor
» Kültür / Sanat
» Çevre
» Araştırmalar
» Takipteki Konular
» Foto Galeri
» Seri İlanlar Yeni
» Künye
     
Türkiye'de gerçekten bağımsız basın kuruluşu var mı?  
Hayır Bağımsız basın kuruluşu yok.
Evet Bağımsız basın kuruluşları var.
 
» En Çok Okunanlar
   
 
» Gerekli Linkler
    
 
 
Bizce Daha Önemli Olan 10 Haber
 
 
Adaletli Bir Dünya İçin Yıldız kardeşlerden mini bir adım
ANKETE KATILIN  
'HUTBELERDE YOLSUZLUKLA İLGİLİ AYETLER NEDEN YOK?'  
YARATICI GÜÇ KAVRAMI  
2. YAHUDİ DEVLETİ İÇİN AÇIK DAVET  
Dürüst Muhabirlere Bir Haber 
SENA KABARTMA HARFLERDEN HİKÂYE OKUDU 
125 BİN TÜRKMEN ÇÖL ORTASINDA YARDIM BEKLİYOR  
Türk aydınlarından iktidara milli uyarı!  
Adalet
     
 
OYLARIMIZ ÖNSEÇİM YAPAN PARTİYE.................................... Bu kampanya...
Devamı >
 
     
 
  HOŞGÖRÜ 
  Hayattaki sihirli kelime, ‘HOŞLANMA’ mı?
20.10.2018
 
  İsmail Hakkı CENGİZ 
hacengiz@gmail.com  
 
  Düşünce Vadisi 
  SAVAŞMAK DEMEK YAŞAMAK DEMEKTİR...
19.10.2018
 
  Özgür DENİZ 
 
 
  Dünyaya Adalet istiyorum 
  Bir görünmezlik hikayesi!
13.10.2018
 
  Osman YILDIZ 
osman@yb.com.tr  
 
  İNSANCA 
  KRİZ: BELKİ DE HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK!
06.10.2018
 
  Neslihan KORUTÜRK 
 
 
  GÖZÜN GÖRDÜĞÜ 
  Musluklardan tuzlu su akarken…
08.10.2018
 
  Hüseyin ŞİNASİ 
 
 
  DUYGULAR, ŞİİRLER 
  BEN TÜRKEŞ MANGA
11.10.2018
 
  Orhan AFACAN 
 
 
  MİSAFİR YAZAR KÖŞESİ 
  BAYRAM SOFRASI ÖZLEMİ!.. Hilmi ÇAKIR
12.06.2018
 
  GENEL HABERLER Misafir Yazar 
 
 
  HAYATIM SPOR 
  Epik mücadeleden galip çıkan Halep
26.01.2018
 
  Nazmi HİSARLI 
 
 
  ZEKÂ, KİŞİSEL GELİŞİM 
  OFİS SAYISI KAÇ?
10.10.2018
 
  KİTAP; SANAT ÂLEMİ 
 
 
  SÖZÜN SULTANLARI  
  Hangi gemideyiz? Nevzat DAĞLI
13.09.2018
 
  GENEL HABERLER 
 
 
 

 
» Köşe Yazıları
Büyüdük, geliştik derken…
  Hüseyin ŞİNASİ
  16.04.2018 
   
     

 

               

 Ülkeler gelişmiş, gelişmekte olan, az gelişmiş veya geri kalmış ülkeler olarak sınıflandırılır. Ülkelerin ve milletlerin gelişmişliği; eğitim seviyesi, hayat standardı, çocukların gelişimi, sağlık hizmetleri, ortalama yaşam süresi, ekonomik refah ve toplumsal huzur gibi değerlerle ölçülür.

 

Her devletin yöneticileri, ülkelerini ve vatandaşlarını geri kalmışlıktan, az gelişmişlikten ve gelişmekte olan ülke değerlendirmesinden çıkarıp, gelişmiş ülke konumuna getirmeye çalışır.

 

Bu açıdan bakıldığında, dünyanın en gelişmiş ve refah seviyesi yüksek ülkelerinin; Norveç, İsveç, Finlandiya gibi Baltık kıyısı ülkeleri olduğu görülür. Bunları Almanya, Hollanda, İsviçre, Danimarka, İngiltere, İrlanda, Kanada, ABD, Japonya, Singapur, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda, gibi ülkeler takip eder. Ülkelerin gelişmişlik sınıflandırmasında, ne yazık ki ülkemizin sıralaması çok gerilerdedir.

 

Geçtiğimiz günlerde ülkemizin 2017 yılında ekonomik olarak %7,4 oranında büyüdüğü açıklandı. Ekonomik büyüme, üretim ve tüketimde meydana gelen artışlar ile ifade edilir.

 

Şayet bir ülkede üretim artıyor ve ihtiyacından fazlasını satılabiliyorsa bir gelişmeden söz edilir. Aynı ülkede üretim tüketimi karşılamıyor ve dışarıdan satın almak zorundaysa, satın almak için kaynakları yeterli değilse asıl sıkıntı o zaman başlar.

 

Gerçek anlamda ekonomik bir gelişmeden söz etmek için üretimin ve tüketimin birlikte artması, belli bir miktar tasarruf edilmesi gerekir. Bunun yanında milli gelirin adil dağılmış olması beklenir. Milli gelirlerin önemli bir kısmı küçük bir azınlığın elinde ise halkın büyük bir bölümü gelir yetersizliği yaşıyorsa ülke gelişmiş sayılmaz.

 

Ekonomistlerin konuşup durduğu terimlerin çoğunu anlayamayız. Ancak günlük hayatta karşılaştığımız işsizlik, hayat pahalılığı, fiyat artışları canımızı yakmaya başladığında bazı şeyleri görebiliyoruz.

 

Halkımızın gerçeği biraz da budur. Bir örnekle açıklamaya çalışalım.

 

Aylık geliri 2000 lira olan bir aileyi düşünelim. Aile fertleri o ay 2200 lira harcarsa ne olur? O evin ekonomisi %10 büyümüş olur.

Peki, ailenin 2000 liradan başka bir geliri yok ise ne olur?

O aile o ay, kredi kartlarına, bankalara, esnafa, eşe dosta 200 lira borçlanır. Bu borçlanma durumu her ay devam eder gider ise sıkıntılar yaşanmaya başlanır.  Ülkeler için de durum böyledir. Üretmeden harcadıkça ekonominin hacmi artar. Bu ülkenin büyüdüğü anlamına gelmez. Borcun büyüdüğü anlamına gelir.

 

Sonra gün gelir, büyüyen, içinden çıkılmaz hale gelen borçlar için para arar durursun. Ev içinden eşten, dosttan, olmadı bankalardan, ülke için düşünürsek, dış kaynaklardan para bulmaya çalışırsın. Bu borç batağından yeni gelir kaynakları bulmadan, yani bir şey üretmeden veya elindeki kaynakların bir kısmını satmadan kurtulamazsın.

 

O halde sihirli anahtar üretim, üretim, üretimdir.

Fakat ürettiğiniz şeyler de kaliteli, ucuz ve sağlıklı olmak zorundadır.

Başka çare yoktur.

 

 



 

 

 

 

 

 



 


 
 
     
  Makaleye Yapılan Yorumlar
Bu Makaleye Henüz Yorum Yapılmamış  
 
Yorumunuzu Ekleyin Arkadaşınıza Gönderin İlgilisine Gönderin Çıktısını Alın Sayfa Başı
» Güne Bakış