MHP neden bu kadar SERT!

MHP lideri Devlet Bahçeli Kürt Açılımı konusunda neden bu kadar sert! Derdi ne?

MHP lideri Devlet Bahçeli Kürt Açılımı konusunda neden bu kadar sert! Derdi ne?

Milli Güvenlik Kurulunun bildirisine yansıyan ifadeler demokratik açılımı devlet politikasına dönüştürdü. Doğrusu uzun MGK toplantısının ardından böyle net bir metin beklenmiyordu.

Bu noktadan sonra artık sadece AK Parti hükümetinin inisiyatifiyle yürüyen süreçten söz edemeyiz. Devletin zirvesi açılıma destek çıktı ve devam etmesini istedi.

Sürece başından beri muhalefet eden MHP cepheyi genişletti, bildiriden dolayı MGKya da tepki gösterdi. Bahçelinin ağzından duymaya pek alışık olmadığımız kadar ağır sözler çıktı. Şu cümleye bakın: Osmanlı devletinin yıkılışında rol alanlar da devlet başkanı, devlet ve hükümet adamı sıfatı taşıyorlardı. MHPnin demokratik açılıma yüklediği anlam bir ayrışma, bir parçalanma veya bölünme.

Başta Genelkurmay olmak üzere devlet kurumlarının desteği de MHPnin politikasını esnetmedi. Aksine sertleştirdi. MHPnin hedefi sadece siyasetti, bildiriden sonra devletin kurumları da hedefte. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Bahçelinin açıklamalarını yakışıksız bulduğunu kamuoyuna duyurdu.

Konu hassas. Özellikle siyasî alandaki ithamların karşılık bulmaması mümkün değil. Hiçbir siyasî lider bu suçlamalar karşısında yutkunamaz, sessiz kalamaz. Demokratik açılım ABDnin projesidir ithamında olduğu gibi. Başbakan Erdoğan iddia sahiplerini ispat etmeye çağırdı. Erdoğan İspat edemezlerse alçaktırlar, namussuzdurlar dedi.

Erdoğanın ispat isteme hakkı var. Konu siyasî istismara açık... Yine de kullandığı alçak veya namussuz gibi kavramlar ağır kaçtı. Kavga daha da kızıştı. MHP lideri dün Başbakana daha ağır üslupla cevap verdi. Doğrudan Erdoğana yüklenirken Başbakan Erdoğanın Milliyetçi hareketi hedef alan seviyesiz beyanları ve ahlak dışı saldırıları, hezeyan bataklığında çırpınan bir ruh halinin yansımasıdır dedi. Bir siyasî parti liderinin ülkenin başbakanı için böyle ifade kullanması doğru mu? Bahçeli MHP idamın kaldırılmasına oy vermedi diyor, haklı, MHP milletvekilleri idam kaldırılmasın dedi. Ama unutmamak lazım ki idam dosyası Başbakanlıkta Bahçelinin oluruyla bekledi. İdamın kaldırılmasını isteyenler de birlikte ülkeyi yönettikleri ortaklarıydı: DSP ve ANAP...

Demokratik açılım Başbakanın sorumluluğunda yürüyen bir proje... Henüz içeriği tam anlamıyla bilinmiyor. Koordinatör Bakan Beşir Atalayın görüşmeleri sürüyor. Dün de Türk Ocağı Başkanı Nuri Gürgürle bir araya geldi. Gürgür 25 yıldır kanayan yaranın halledilmesi gerekiyor dedi. Eylem planı bu görüşmelerin ışığında son şeklini alacak.

MHPnin içeriğini bile tam bilmediği projeye karşı bu kadar sert tepki koyması ne kadar doğru? Eğer MHP demokratik açılımın ülkenin iç dinamikleriyle değil de bir ABDnin projesi olarak geliştiğini düşünüyorsa tam ispatlayamazsa bile bu iddiasının altını doldurmak durumunda. Ancak bugüne kadar bu iddia slogandan öteye geçebilmiş değil. Öteden beri içerideki her olan biteni dışarıdan bilmek, ABDye veya İsraile bağlamak sağ siyasetin hastalığıdır.

MHP çok uç noktalara taşıdığı, hatta zaman zaman toplumun sinir uçlarına dokunduğu bu sert muhalefeti niye yapıyor? Sadece kongre kaygısıyla açıklamak ikna edici değil. Muhalefet stratejisi iktidara tepki veya hükümet projelerine itirazın ötesinde. MHP bugün devlet politikalarına karşı çıkan bir noktaya geldi. Neden? Günlerdir düşünüyorum, askerin destek verdiği bir süreci bölünme olarak yorumlamasının altında ne yatıyor?

Gerek Cumhurbaşkanı Gülün gerekse başta Başbakan olmak üzere bakanların Öcalan kesinlikle muhatap değil, İmralı sürecin dışında demesine rağmen niçin ısrarla Öcalanı, terör örgütünü süreçle ilişkilendiriyor? Herkes çözüm derken neden MHP dağa çıkmaktan söz ediyor? Acaba MHPye 2011 seçimlerinin ateşi erken mi düştü?

Çözümü engellemenin belki kısa vadede siyasî getirisi olabilir ama uzun vadede sadece engelleyenler değil herkes ağır bedel öder. Türkiye kaybeder, en çok da dışarıda...
Tarih: 23-08-2009 Okunma: 97
Kaynak: https://site.iyiinsan.com/