Yerli Medya   |   Yabancı Medya   |   Faydalı Linkler  |   Ana Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle 
21 Ekim 2018 Pazar TSİ 06:54:51
» Anasayfa
» Sosyal
» Ekonomi
» Eğitim
» Siyaset
» Asayiş
» Teknoloji
» Sağlık
» Gündem
» Son Haber
» Çocuk
» Dünya
» Yerel
» Spor
» Kültür / Sanat
» Çevre
» Araştırmalar
» Takipteki Konular
» Foto Galeri
» Seri İlanlar Yeni
» Künye
     
Türkiye'de gerçekten bağımsız basın kuruluşu var mı?  
Hayır Bağımsız basın kuruluşu yok.
Evet Bağımsız basın kuruluşları var.
 
» En Çok Okunanlar
   
 
» Gerekli Linkler
    
 
 
Bizce Daha Önemli Olan 10 Haber
 
 
Adaletli Bir Dünya İçin Yıldız kardeşlerden mini bir adım
ANKETE KATILIN 
'HUTBELERDE YOLSUZLUKLA İLGİLİ AYETLER NEDEN YOK?' 
YARATICI GÜÇ KAVRAMI 
2. YAHUDİ DEVLETİ İÇİN AÇIK DAVET 
Dürüst Muhabirlere Bir Haber  
SENA KABARTMA HARFLERDEN HİKÂYE OKUDU  
125 BİN TÜRKMEN ÇÖL ORTASINDA YARDIM BEKLİYOR 
Türk aydınlarından iktidara milli uyarı! 
Adalet
     
 
OYLARIMIZ ÖNSEÇİM YAPAN PARTİYE.................................... Bu kampanya...
Devamı >
 
     
 
  HOŞGÖRÜ 
  Hayattaki sihirli kelime, ‘HOŞLANMA’ mı?
20.10.2018
 
  İsmail Hakkı CENGİZ 
hacengiz@gmail.com  
 
  Düşünce Vadisi 
  SAVAŞMAK DEMEK YAŞAMAK DEMEKTİR...
19.10.2018
 
  Özgür DENİZ 
 
 
  Dünyaya Adalet istiyorum 
  Bir görünmezlik hikayesi!
13.10.2018
 
  Osman YILDIZ 
osman@yb.com.tr  
 
  İNSANCA 
  KRİZ: BELKİ DE HİÇBİR ŞEY OLMAYACAK!
06.10.2018
 
  Neslihan KORUTÜRK 
 
 
  GÖZÜN GÖRDÜĞÜ 
  Musluklardan tuzlu su akarken…
08.10.2018
 
  Hüseyin ŞİNASİ 
 
 
  DUYGULAR, ŞİİRLER 
  BEN TÜRKEŞ MANGA
11.10.2018
 
  Orhan AFACAN 
 
 
  MİSAFİR YAZAR KÖŞESİ 
  BAYRAM SOFRASI ÖZLEMİ!.. Hilmi ÇAKIR
12.06.2018
 
  GENEL HABERLER Misafir Yazar 
 
 
  HAYATIM SPOR 
  Epik mücadeleden galip çıkan Halep
26.01.2018
 
  Nazmi HİSARLI 
 
 
  ZEKÂ, KİŞİSEL GELİŞİM 
  OFİS SAYISI KAÇ?
10.10.2018
 
  KİTAP; SANAT ÂLEMİ 
 
 
  SÖZÜN SULTANLARI  
  Hangi gemideyiz? Nevzat DAĞLI
13.09.2018
 
  GENEL HABERLER 
 
 
 

 
» Haberin Doğru Adresi
Suudi Arabistan - İran rekabetinin perde arkası
 
21-11-2017


BBC TÜRKÇE

  • 20 Kasım 2017

Suudi Arabistan ve İran uzun süredir birbirine rakip iki güç fakat son yıllarda Orta Doğu'daki bu egemenlik yarışı iyice gerginleşti.

Sünni ve Şii mezhep rekabeti de zaten onlarca yıldır varolan husumetin tırmanışını hızlandırdı.

Tüm bir Orta Doğu haritasına bakıldığında bu din temelli ayrışmanın etkilerini görmek mümkün. Nüfus çoğunluğu ya da iktidardaki grubun mezhepsel aidiyetleri, bir kısım ülkelerin Suudi Arabistan'ın diğerlerinin İran'ın yanında yer almasında rol oynadı.

Tarihi olarak İslam dininin doğduğu yer olan Suudi Arabistan krallığı kendisini İslam dünyasının lideri olarak göregeldi.

Fakat 1979'daki İran İslam Devrimi ile bu durum değişti. İslam devriminden doğan yeni din adamları yönetimi ya da teokrasi, devrimin başka ülkelere de yayılmasını amaçlıyordu.

Özellikle de son 15 yıldır Suudi Arabistan ile İran arasındaki ayrılık bir dizi gelişmeyle daha da keskinleşti.

2003 yılında ABD öncülüğündeki güçler İran'ın en önemli hasımlarından Irak'da Saddam Hüseyin'in ve Iraklı Şiilerin yönetimde eşit temsil edilmediği iktidarının devrilmesiyle sonuçlandı. Bu işgalden sonra Irak'daki Şiilerin ve dolayısıyla İran'ın etkinliği de giderek güçlendi.

Telif hakkı AFP

2011'e gelirsek, Arap dünyasını bir baştan bir başa etkileyen ayaklanmalar bölge çapında hükümetleri sarstığında gerek İran gerekse Suudi Arabistan bunu bölgedeki etkinliklerini artırmak için fırsat olarak gördüler. Bu da özellikle Suriye, Bahreyn ve Yemen'de yaşanan istikrarsızlıklarda büyük rol oynadı.

Nasıl birden alevlendi?

Stratejik rekabetin birden alevlenmesinde İran'ın bir çok bakımdan bölgesel hakimiyet mücadelesinin kazanan tarafı olmaya başlamasının rolü var.

Suriye'de İran ve Rusya'nın Devlet Başkanı Beşar Esad'a desteği ile büyük ölçüde Suudi Arabistan tarafından desteklenen isyancı grupların Suriye'ye toplanması arasında bir bağ var.

Suudi Arabistan umarsızca İran'ın giderek artan etkinliğini durdurma çabasında. Ülkeyi fiilen yönetmekte olan genç ve ateşli veliaht prens Muhammed bin Salman'ın attığı adımlar bölgesel gerginliği daha da tırmandırıyor.

Prens bin Salman'ın Suudi Arabistan'ın güney komşusu Yemen'deki isyancılara savaş ilan etmesinin gerisinde kısmen İran'ın etki alanının genişlemesini durdurma düşüncesi var. Fakat bu ülkedeki çatışmalar üçüncü yılına girerken, bunun ağır kayıpla sonuçlanabilecek bir kumar olduğu görülüyor.

İran'dan Suudi Arabistan'a: 'Bölgede sorun yaratmak yerine kendi iç işlerinizi çözün'

Yardım örgütleri: Yemen'e ablukayı kaldırın

O esnada Lübnan'da bir çok gözlemci Suudilerin, İran'ın müttefiki Şii Hizbullah hareketinin hem askeri hem politik olarak etkili olduğu bu ülkede istikrarı bozmak amacıyla Başbakan Saad Hariri'yi zorla istifa ettirdiğine inanıyor.

Hizbullah: Başbakan Hariri'nin istifası Suudilerin kararı

Lübnan Başbakanı Hariri suikastten korktuğunu söyleyerek istifa etti

Tabi dış faktörler de işin içine giriyor. Suudi Arabistan ABD'deki Trump yönetiminin desteğinden cesaret alırken, İran'ı ölümcül bir tehdit olarak gören İsrail yönetiminin de İran'ı kontrol altında tutma çabasında Suudilere bir tür destek verdiği söylenebilir.

Telif hakkı EPA
Image caption Bu yılın Mayıs ayında ABD Başkanı Donald Trump Ortadoğu gezisi sırasında Mısır lideri Abdül Fettah el Sisi ve Kral Salman bin Abdülaziz ile biraraya gelmişti

Trump, Suudi Arabistan gezisi ile yeni bir ilişki kurmayı amaçlıyor

İsrail devleti İran yanlısı savaşçıların Suriye ile sınırına yaklaşmasından son derece huzursuz.

İsrail ve Suudi Arabistan 2015 yılında İran ile nükleer faaliyetlerini sınırlaması konusunda yapılan uluslararası anlaşmaya en çok karşı çıkan iki ülkeydi. Bu anlaşmanın İran'ın atom bombası yapma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını savundular.

Kim kimin müttefiki?

Ortadoğu stratejik haritası en genel anlamda Şii-Sünni bölünmüşlüğünün bir yansıması.

Suudi kampında Körfez'deki diğer önde gelen Sünni aktörler Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn'in yanısıra Mısır ve Ürdün var.

İran'ın yanında ise Suriye hükümeti ve Suriye iç savaşında İranla birlikte Esad hükümetini destekleyen Lübnan merkezli Şii Hizbullah hareketi var.

Irak'ın Şii ağırlıklı hükümeti de İran'ın yakın müttefiki ama Irak hükümeti çelişkili gibi de görünse de, aynı zamanda IŞİD'e karşı savaşta desteğine muhtaç olduğu ABD ile de yakın ilişkilerini sürdürüyor.

Soğuk Savaş gibi

Bu durum bir çok bakımdan ABD ve Sovyetler Birliği'nin küresel etki alanları çevresindeki gerginliğinin sürdüğü Soğuk Savaş'ın bölgesel bir muadili gibi.

İran ve Suudi Arabistan doğrudan savaşmıyor ama bölge çapında devam eden bir çok çatışma ve savaşta destekledikleri güçler karşı karşıya.

Suriye bunun en net örneği. Yemen'de ise Suudiler, İran'ı Husi isyancılara, kendisine yönelen balistik füzeleri temin etmekle suçluyor.

Telif hakkı Reuters
Image caption Şu anda İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerginliği en hızlı tırmandıran yer Yemen

Fakat Yemen'de bataklığa saplanıp, Suriye'de de esasen yenilen Suudi Arabistan şimdi gözünü bir sonraki vekalet savaşı adayı olarak Lübnan'a dikmiş gibi görünüyor.

Lübnan'ın, Suriye benzeri bir karmaşaya sürüklenmesi tehlikesi var ama hemen hiç bir yorumcu Suudilerin burada egemenlik sağlayabileceğini düşünmüyor.

Lübnan'da bir çatışma çok büyük hızla Hizbullah'ın ezeli düşmanı İsrail'i işin içine çekebilir ve bu daha öncekilerin tümünden daha vahim bir üçüncü İsrail-Lübnan savaşına yol açabilir.

Bazı kuşkucu yorumcular "Acaba Suudi veliaht prensi, rakiplerine vurmak için İsrail ile Hizbullah'ı mı çatıştırmayı planlıyor?" sorusunu da gündeme getiriyor.

İran ile Suudi Arabistan arasında doğrudan savaş çıkabilir mi?

Şimdiye kadar Tahran ve Riyad hep kendilerine vekalet eden başka güçler aracılığıyla çatıştılar. Her ikisi de doğrudan bir savaş hazırlığı içinde görünmüyor fakat Suudi Arabistan'ın başkentine Yemen'den başarılı bir füze saldırısı bu durumu tamamen değiştirebilir.

İki ülkenin doğrudan karşı karşıya gelebilecekleri alan, birbirlerine deniz sınırı olan Körfez.

Fakat burada bir çatışma çok daha büyük bir savaşa dönüşme riski taşıyor. ABD ve Batılı güçler açısından petrol taşımacılığının can damarı olan Körfez sularının güvenliği hayati önem taşıyor ve bu yolun güvenliğini tehlikeye atacak bir savaş, ABD donanması ve hava kuvvetlerini kolayca bölgeye çekebilir.

Suudi liderliği şu anda İran'ı varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve veliaht prens, gerekli gördüğü bütün adımları atmaya hazır gibi görünüyor.

Uzun bir süre ABD ve müttefikleri İran'ı Ortadoğu'nun istikrarını bozan odak olarak görmüşlerdi. Fakat, Suudi Arabistan'ın bu yeni ataklığı bölgede hızla yeni bir istikrarsızlık odağı oluşturma tehlikesi içeriyor.



Yorumunuzu Ekleyin Arkadaşınıza Gönderin İlgilisine Gönderin Çıktısını Alın Sayfa Başı
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmamış
» Güne Bakış