Pornografik faşizm!
Umur TALU, 23 Nisan 2010 Cuma, HABERTÜRK
NASIL bir sürü çoğalttınız, farkında değil misiniz? Sözde yiğitlik gözde yumruk faşizminin vardığı yerlerin farkında mısınız?
Erkekliğe güzellemelerin... Güçsüzleri aşağılamanın... Kendin güçsüzken bile başka güçsüze sille tokadın... Otoriteye düşkünlüğün... Şiddete övgünün kustuğu adiliklerin hiç mi farkında olamıyorsunuz? Ailede ez, okulda ez, işyerinde ez, sokakta ez, askerde ez... Hem hırpala hem kışkırt...
Nasıl kudurmuş, delirmiş bir “erkeklik” imal ettiğinizin farkında hiç mi değilsiniz?
Bir millet çıldırmış, küçücük kızlarına tecavüz edip duruyor!
Ana kuzuları, milli eğitimin küçükleri korumak büyükleri sevmek talebeleri, dağların yiğitleri, kentlerin efeleri, mahallenin efendileri, kıstırdıkları çocuklara sürü halinde tecavüz ediyor.
SALO
Bu artık ilkel “ırz düşmanlığı” tezahürü değil... Tamamen postmodern hırsın, arsızlığın, faşizanlığın ırz kültürü.
Saygıdan, özsaygıdan, vicdandan başını tamamen alıp linçe, tecavüze, yumruğa, üfre, nefrete ve şiddete manyakça tapınmanın... Bir sürü şeyi sözde kutsal sayarken; işkence, otorite, aşağılama histerisiyle zayıf bedenleri yağmalamanın...
Hayatın her köşesinin bin tür kölelik ve aşağılamayla en aşağılık pornografiye dönüşmesinin eseri.
O bölgeyle şu bölgeyle açıklanacak yanı yok. Bunu da etnik, bölgesel nefrete tahvil etmenin akılla, vicdanla ilgisi yok. Yurdum baştan başa tecavüz, taciz, aşağılama, saldırı, linç ağlarıyla örülü! Ruhları ele geçirmiş faşizanlığın cinsel tezahürü...
Kölelik ve linç kültürünün çocuk bedenlerine istila ve işgal yürüyüşü!
Her köşede bitmiş faşist “Salo”larda “Sodom’un 120 günü”!
KAFES
Vicdansızlığa köşe bucak övgüyle dolu okulların, işyerlerinin, medya köşelerinin, skeri otoritelerin, siyaset hamasetinin gözü dönmüş canavar ordusu olmayacak mıydı?
Töreye hoşgörüden kendini alamayan, sözde namus bekçisi cinayetlerine yataklık eden geri bir hukuk anlayışı üstüne; çocuğa, kadına, zayıfa, güçsüze şiddetten kaçınmayan “geleneklere bağlı çağdaş” piyasa hummasını da ekleyin. Hepsini, her an aşağılanarak ve aşağılayarak kafeste çıldırmış insanlara bulayın.
“Sıradan faşizm” kitlesinin hiç de küçük olmadığını anlarsınız. Kiminin küçük kız bedenleri etrafında kahpeleştiğine, adileştiğine, canavarlaştığına şaşmazsınız.
Bunları görenlerin, bilenlerin bazen korku bazen umursamazlıkla, bazen de iştahla; “sır vermeyen, karşı çıkmayan, vicdanı sızlamayan” iğrenç ortaklığını kavrarsınız.
SÜRÜ
Merhameti kaybetmiş insan, insanlıktan çıkar; bunlar sözde kutsal saydıkları aileden, dinden de, bayraktan da, namustan da zerre merhamet ve vicdan dozu alamadan, mertlikten nasipsiz olurlar.
Erkek olurlar, koca olurlar, baba bile olurlar; milliyetçi, dindar, demokrat, cumhuriyetçi, muhafazakâr olurlar; canavarı kollayan kadın, eş dost, sürü olurlar!
İşte Siirt tecavüz topluluğu: Okul müdür yardımcısı, öğrenciler, esnaf, hacı dede, asker, polis, işçi, bakkal. Batı’dan Doğu’ya; özürlüye, erkek çocuğa, minicik kıza, bebek yaştakine, hatta kendi evladına dahi pisliğini kusan pornografik faşizm!
Ahlak diye zıvanadan çıkarken dahi; kadının, kızın uğradığı cinsel şiddette hemen onun “tahriki”ne yumruk, dil, kalem, tükürük sallayan millet fertleri ile gazetecilik ve insanlık müsveddeleri! Tecavüze bindirse dahi; her zaman bir sürü şiddete övgü düzebilmiş siyaset ve medya acımasızlığı! Safi ikiyüzlülüğün külü, dumanı, enkazı.
Haydi kızlar okula, ha!
Çocuk bayramı, ha!
Neşe doluyor, ha!