Ana sayfaya dönmek için logoya tıklayınız.

Konuyu tam anlayabilmek için lütfen önce aşağıdaki belgelere bakınız.

Belgenin üstünde mahkemenin gerekçeli kararının son sayfasında duruşmanın sanıkların yokluğunda yapıldığı yazılı.

Hemen alttaki belge ise Mahkemenin usulsüz bir şekilde tebligat yapmadan dosyayı Yargıtay'a gönderme formunun ilgili kısmı.

Forma karar duruşmasının yüzümüze karşı yapıldığı yazılı.

Hemen altında ise yine mahkeme tarafından oluşturulmuş bilgiye göre benim avukatım yok. Ve ben kararı temyiz etmediğim için karar kesinleşmiş.
Diğer sanık için ortadan kaldırma kararı kesinleşmediği halde, bana verilen 1.000(33 Ay 10 Gün) günlük ceza kesinleşmiş.
Bu 3 belgeden sonra bu mahkeme için ve bu dava için ne yazılabilir ki;


Buda UYAP üzerinde Mobil İmza ile bana devletin verdiği bilginin resmi

 

Ben Osman Yıldız'ım

3 Haziran 2010 - 16 Temmuz 2011 tarihleri arasında, benim haksızlıkla ilgili olarak verdiğim dilekçeleri okuyan Ankara Adliyesi ilgililerinin hiç birinin Anayasa ve kanunlara uygun davranarak görevlerinin gereğini yapmayı kabul etmemeleri nedeni ile tam 408 gün cezaevinde tutuldum.

16 Temmuz 2011 günü tahliye oldum.

408 günlük süreçte şu her yerde sürekli olarak geçen ADALET kelimesi gerçek bir kavram mı? yoksa herkesin fahişe görüp ırzına geçtiği bir kadın adı mı? bunu emin olun sordum bunada cevap veren olmadı.

Bu süreçte aşağıdaki işlemleri yaptım. Yapmaya devam ediyorum.

Aşağıda son dilekçemde yazılı olan her satırdaki bilgi resmi kayıtlarla ispatlıdır. Açık suçüstü hali oluşturmaktadır.Ne dersiniz sizce ADALET ne?

Cumhurbaşkanlığı (3 Mektup 1 dilekçeye rağmen hiç bir cevap verilmemiştir)

Başbakanlık (3 mektup 1 dilekçeye rağmen hiç bir cevap verilmemiştir. Mektuplarım ve dilekçelerim için Adalet Bakanlığı kanalı ile savcılık nezdinde soruşturma açılmıştır.)

Adalet Bakanlığı (3 mektup ve 5 dilekçeye rağmen tek bir cevap verilmiştir.

Öyleki dilekçem için yanlış işlem yapan kişileri şikayet dilekçeme şikayet ettiğim kişi cevap vermiştir. Yorum yapmakta bir şey yazmakta istemiyorum. )

Yargıtay (5 Adet dilekçeye rağmen hiç cevap verilmemiş gereğide yapılmamıştır)

TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığı (Hemen cevap verilmiş akabinde savcılıkca ifadem alınmış fakat sonuça ulaşmadan bir yerlerde sümen altında duruyor olmalı)

HSYK (2 Dilekçe için takipsizlik kararı vermiş itirazım ise halen beklemektedir.)

Ankara, İstanbul ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılıkları
(Aleyhime olan dilekçeler 3 gün gibi kısa sürede cevaplandırılırken, infazın durdurulmasına yönelik dilekçelerimin hiç birisi cevaplandırılmamıştır.)

Ankara 2 Ağır Ceza 100'e yaklaşan dilekçelerim sonucu ilk cevap 11 ekimde 15 ekimde karar verilecek şeklinde olup 13 ekimde verilmiş olan karar defalarca şikayetlerim sonucu 14 ocakta cezaevine fakslanmıştır.

Kalanını yazmıyorum.

Sadece 24-31 Mayıs tarihleri arasında cezaevinden izinli olarak çıktığım zaman diliminde Gebze cumhuriyet başsavcılığı kanalı ile verdiğim aşağıdaki dilekçeyi dilekçeme verilen cevabı ve itirazımı yazıyorum.

2 dilekçem ve cevap aslında herşeyi ortaya koyuyor.
Hukuk mu? Oda sizlerin takdiri:

Gebze Savcılığı Kanalı ile verdiğim dilekçe:

 

GEBZE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI KANALI İLE

 

ANKARA 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

ANKARA

 

 

 

DOSYA NO: 2006/122 ESAS

KARAR NO: 2008/20 KARAR

 

Konu: 1– Anayasa ve kanunların “AÇIKÇA” ihlali ile oluşturulmuş ve kesinleştirilmiş kararın “GEÇERSİZLİĞİNİN” mahkemenizce ilan edilmesi talebim.

2- Kararın geçersizliği ilan edilmediği takdirde 15/06/2010 tarihli “ESKİ HALE GETİRME” talepli dilekçemin ACİLEN cevaplandırılması talebim

3- Kanunen geçersiz olduğu dilekçemle de ispatlanacak olan bu kararın “İNFAZININ DERHAL DURDURULMASI ve TAHLİYEME karar verilmesi talebim.

 

Dilekçeyi Veren: Hasan oğlu 16481024848 T.C. kimlik nolu Halen bu dosyadan

Sincan Açık Cezaevinde hükümlü olan OSMAN YILDIZ

 

 

AÇIKLAMALARIM:

1- MAHKEMENİZ YETKİSİZDİR. MAHKEMENİZİN YARGILAMAYA BAŞLAMASI AÇIKÇA KANUNLARA AYKIRIDIR.

Dilekçem ekinde yer alan belgelerden de açıkça görüleceği üzere bu karar CMK 5271 sayılı kanunun 7. maddesinde;

“Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim ve mahkemece YAPILAN İŞLEMLER HÜKÜMSÜZDÜR.”

Gereği mahkemenizce yapılan tüm işlemler hükümsüzdür. Her ne kadar CMK 5271 sayılı kanunun 20. maddesi hükmü;

“Yetkili olmayan hakim ve mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz” demekteyse de mahkemenizin yargılama sürecinde yaptığı ve aşağıda tek tek açıklanan usul hataları nedeni ile kararınız hükümsüzdür.

Şöyle ki;

Mahkemeniz YOKLUĞUMDA benimle hiçbir şekilde avukatlık ilişkisi olmayan, hukuken de olması mümkün olmayan bir avukatın katılımıyla hüküm açıklarken DELİLLER sıralanmıştır.

İddianamede yer alan suçlamanın ana kaynağı delillerde de yer alan SÖZLEŞME ÖRNEKLERİdir.

5 Müştekinin de dosya da bulunan sözleşme örnekleri ektedir.

(Lütfen 1-5 nolu eklere bakınız.)

(Mahkemeniz dosyasında bu sözleşmeler Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesince verilen numaralara göre 30,33,35,45 ve 53. sırada yer almaktadır.)

Bu sözleşmelerde 5. madde de

“ANLAŞMAZLIK HALİNDE İSTANBUL MAHKEMELERİ YETKİLİDİR.”

Denmektedir. Bu nedenle yine dosyanızda bulunan 69 ve 70 sırada yer alan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı yazışmaları bu durumun açık delilidir.

Aynı iddia ile aynı sözleşmeyi gerekçe göstererek Savcılığa müracaat eden Orhan Çetin İsimli şikayetçi içinde aynı süreç işlemiş bunun sonucunda da Cumhuriyet Savcısı Muammer AKKAYA tarafından

“OLAYDA SORUŞTURMAYI GEREKTİREN SUÇ VE SUÇLULUK HALİNİN BULUNMADIĞI, ANLAŞMAZLIĞIN HUKUKİ NİTELİKTE OLDUĞU, bunun çözümü için yakınanın hukuk mahkemesinde dava açması gerektiği,” şeklinde 29 Mayıs 2001 tarihinde karar verilmiştir. Ve bu karar dosyada iddianameyi hazırlayan savcının talebi nedeni ile bulunmaktadır.

Lütfen bakınız 6-10 ek belgeler

Dahası Anayasamızın 38. maddesi 03/10/2001 de yapılan değişiklik nedeniyle aynen şöyle diyor.

“Hiç kimse, ( Yıldız bilgisayar adına sözleşme yapanlar hariç demiyor) yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alı konulamaz.”

Bu dosyada kovuşturma konusu olan suç isnadı tamamen yapılan sözleşme ile taahhüt edilen bilgisayarın zamanında(taksitlerde alınmıyor) verilmemesi veya verilmediği iddiasıdır.

 

Bu iddia karşılığında dosyada Osman Yıldız olarak benim, hayatımda hiç görmediğim, konuşmadığım, tanışmadığım kişilere karşı ne tür bir hile ve desise yaptığıma dair dosya da hiçbir bilgi belge ve ifade yoktur.

Bunların hiç birisinin önemi yok. Çünkü; Bu dosya için verilmiş bulunan 2 adet mahkeme kararı vardır.

Ve bu kararların 1. si de yokluğumda kanunen mümkün olmayan 1 avukatın benim adıma katılması ile oluşturulmuştur. Görevsizlik kararı verildiği tarihten önce bu dosya için gözaltına alınarak ifade vermiştim.

İfadem, bu dosya için gözaltına alınmamla ilgili Barodan atanan avukat bilgisi dosyada mevcuttur.

Ayrıca Mahkemenizin tensip zaptında da Av. Mukaddes Gündoğan’ın benim avukatım olmadığı açıkca bellidir.

Benim adıma tebligat almaya yetkili bir avukat duruşmaya davet ediliyorsa bana ne için tebligat çıkarma ve görevsizlik kararının tebliğ edilmesi karara bağlanmıştır.

Ayrıca O tarihte ben cezaevindeydim. Cezaevinde olduğumun belgeleri de dosyada mevcuttur.

 

Yine dosya için İstanbul’da verdiğim ifademde avukat istemediğimi beyan etmişim.

Haklarımı biliyorum. Savunmamı yapacağım cümlesi avukat istemediğimin beyanıdır.

Ekte yer alan Ayla Karabağ (YILDIZ) ifadesi ise açıkca

“MÜDAFİİ TAYİNİ İSTEMİYORUM” demektedir.

Lütfen EK 11 nolu belgeye bakınız.

Av. Mukaddes GÜNDOĞAN tarafından adımıza yapılan bütün işlemler geçersizdir.

Menfaat ziddiyeti ortaya çıkmış 2 sanık için aynı avukatın duruşmaya katılması ise ap ayrı bir hukuk ihlalidir.

Kararın geçersizliğinin bir başka gerekçesi ise;

Hükümdeki adres yanlışlığıdır.

Bu durumu 11/04/2011 günü mahkemenize gönderdiğim dilekçe ile açıkca anlattım.

Fatih Emniyet Müdürlüğü

Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğü ve benim tebligat alıp mahkemeye beyan ettiğim adres hükümde bulunmamaktadır.

Son adresime Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebligat çıkarılmaması onama kararını hükümsüz kılmaktadır.

Başta belirttiğim CMK nın ilgili maddeleri gereği mahkemenizce yapılan bütün işlemler geçersiz olup karar yok hükmündedir.

Bu nedenle kararınızın geçersizliğinin ilan edilmesini talep ediyorum.

 

 

  • Mahkemenizin tebligat çıkarılmamış kararından ekte göreceğiniz Metris Cezaevi Müdürlüğünün 09/06/2010 tarihli dilekçeme verdiği cevapla haberdar oldum.

Lütfen Ek 12 nolu belgeye bakınız.

Süresi içinde de kanuni hakkım olan “ESKİ HALE GETİRME” TALEBİNDE BULUNDUM.

Fakat bütün ısrarlı dilekçelerime rağmen kanuni zorunluluk olmasına rağmen bu dilekçem cevaplandırılmamıştır.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/145601 hazırlık numarası ile yürüttüğü soruşturmaya mahkemeniz bütün dilekçelerimin cevaplandığını beyan etmiştir.

Ekte 13 ve 14 nolu belgeden de göreceğiniz gibi Metris cezaevi kanalı ile göndermiş olduğum bu dilekçemin cevabı bana ulaşmamıştır.

Bu nedenle ACELE olarak bu dilekçemin cevabının tarafıma tebliğ edilmesini talep ediyorum.

 

 

  • Gerek eski hale getirme, gerek hükmün geçersizliği nedeni ile infazın durdurulması ve tahliyeme karar verilmesini istiyorum.

 

 

Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. 31/05/2010

 

 

 

Sincan Açık Ceza İnfaz Kurumu Osman YILDIZ

Sincan/ANKARA 16481024848

 

Ekler:

Bu cevap bana 11 Temmuz 2011 günü tebliğ edildi.

Ve ben cevaba tahliye olduktan sonra aşağıdaki cevabı yazarak itiraz ettim.

 

GEBZE AĞIR CEZA MAHKEMESİ KANALI İLE

 

ANKARA 3. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

SUNULMAK ÜZERE

 

ANKARA 2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

ANKARA

 

 

DOSYA NO: 2006/122 ESAS

KARAR NO: 2008/20 KARAR

 

 

Konu: İTİRAZ DİLEKÇESİDİR.

İLGİ: Bu dosya ile ilgili olarak verilmiş bulunan 16.06.2011 Tarih ve 2011/1237 değişik iş nolu karar

 

İtiraz Eden: 16481024848 T.C. Kimlik Nolu Halen Emek Mah. Mithatpaşa Cad. No:34/2 Bayramoğlu/DARICA/KOCAELİ adresinde ikamet eden

 

Bu dosyadan dolayı Anayasa ve kanunlara açıkça aykırı olarak;

03.06.2010-16.07.2011 tarihleri arasında tam 408 gün cezaevlerinde tutuklu kalmış bulunan

16481024848 T.C. Kimlik nolu Hasan oğlu Osman YILDIZ

 

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2011 Tarih ve 2011/1237 değişik iş nolu kararını 11/07/2001 GÜNÜ TEBELLÜĞ ETTİM. Kanunlar çerçevesinde ve kararda belirtilen şekli ile süresi içerisinde itirazımdır.

 

Açıklamalarıma geçmeden önce bu dosya ile ilgili gelişmeleri kısaca özetleyip 408 gün süren infazını bitirip tahliye olunmuş bir dosyanın mağduru olarak, bir kısmına mahkemenizin de katıldığı ve şahit olduğu şekilde bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum.

 

Öncelikle bu dilekçem için 5271 sayılı kanunun 268. maddesinin 2 nolu fıkrası gereğince işlem yapılmasını talep ediyorum.

2. Fıkra aynen şöyle:

Kararına itiraz edilen hakim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde , itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

 

 

 

Kanun gereğince işlem yapılmadığı takdirde sadece bu madde çerçevesinde ayrıca kanunların açıkça tekrar tekrar ihlal edilmesi nedeni ile 5237 sayılı kanunun 257. maddesinin 2. fıkrası gereğince şikayetçi olacağımı da beyan ediyorum.

Bu talebimi mahkemenize yazacağım 2. Bir dilekçeyle mahkemenizden de talep edeceğim.

 

Bu cümlem her hangi bir hakaret içermeyip bir tehditte değildir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa ve kanunları geçerli olduğu, kanunlar gereği mahkemeler bağımsız oldukları müddetçe ne bu cümlem nede aşağıda yazacağım cümlelerimin hiç biri suç ve hakaret oluşturmaz. Tam aksine bağımsız olarak Türk Milleti adına karar vermeye yetkili olan herkese sorumluluk yükler. Çünkü kanunsuz bir cezayı müracaatta bulunduğum tüm yetkililer gördükleri halde mahkeme karar vermek zorunda dendiği için mecburen tamamladım.

 

1 veya 2 veya 3 noktada değil hemen hemen yargılamanın her noktasında Anayasa ve kanunları açıkça hiçe sayan Ankara 6. Asliye Ceza ve Ankara 2. Ağır Ceza mahkemesinin “kanunlar geçmez bizim kararımızdır önemli olan” şeklindeki mantığına ilgili tüm yetkililerin iştirak etmesi nedeni ile anlatılması zor şekilde mağdur oldum.

 

Aşağıda sıraladığım nedenlerle açıkça hukuken mümkün olmamasına rağmen:

 

  • Hayatının hiçbir döneminde Ankara’da bulunmamış bulunan ve şikayetçileri tanımayan, şikayetçilerinde Osman Yıldız’ı tanımadıkları kesin olduğu halde ve Osman Yıldız’la ilgili hiçbir şikayetçi ifadesi olmadan sanki Osman Yıldız’la ilgili ifade varmış gibi işlemler yapılmıştır.

 

  • Osman Yıldız’la ilgili hiçbir delil olmadan delil varmış gibi yargılama yapılmıştır.

 

  • Anayasamızın 38. maddesi

C. Suç ve cezalara ilişkin esaslar

MADDE 38- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.

Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

Ceza sorumluluğu şahsîdir.

(Ek fıkra: 3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

Sözleşmelerde hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde tarafları açıkça belli olan, Yukarıdaki maddenin açık hükümlerini yok sayarak, ceza sorumluluğunun şahsiliği prensibi hiçe sayılarak, basit alım satım işlemi içeren ticari bir iş için ceza verilemeyeceği açık hükmüne rağmen Osman Yıldız’a 1.000 gün hapis cezası verilmiştir.

 

  • Yine aynı maddede tekraren yer alan Suç ve cezaların geçmişe yürümeyeceği açık hükmüne rağmen sonradan çıkan kanunun 158/1-g maddesinden yargılama mahkemesi değiştirilerek Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama başlatılmıştır.

 

  • Dosyada davaya konu olan ilişkinin hukuki ilişki olduğuna dair savcı kararı bulunmaktadır. Bu karar yok sayılmıştır.

 

  • 503/1 den sabıkam olmadığı halde sabıkam varmış da, hakkımda bir çok mahkemece ceza verilmiş gibi hüküm oluşturulmuştur. İddianamede bahsolunan suç isnadları gibi İstanbul’da Yetkili mahkemelerde açılmış bulunan davalarda Anayasa ve kanunlara aykırı olarak hakkımda oluşturulan mahkeme kararlarının tamamı da temyiz talebimle YARGITAY tarafından bozulmuştur.

Anayasa ve kanunları doğru değerlendiren mahkemeler ise doğrudan BERAAT kararı vermişlerdir.

Bu konuda toplam şikayetçi sayısı 21 olup bunların 6 tanesi Ankara’da 15 tanesi de İstanbul dadır.

 

  • Delil olarak sunulan sözleşmede açıkça:

Anayasanın açık ve net hükü:

B. Kanunî hâkim güvencesi

MADDE 37- Hiç kimse kanunen tabî olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabî olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. Denmesine rağmen

“Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemelerde açılır.” Hükmünün uygulanmasını sağlayacak yetki ataması yapılmış halde iken sözleşmede yazan yetkisizliğine rağmen yetkisiz olarak Olağanüstü Mahkeme gibi yargılama başlatılmış ve sürdürülmüştür.

 

  • Tensip zaptında açıkça yazılı olduğu gibi kesinleşmemiş bir karar kesinleşmiş kabul edilerek yargılamanın mahkemesi değişmiştir. Halbuki ben Ankara 6. Asliye ceza mahkemesinin 19/07/2002 tarihli tutuklama kararının gereği olarak tutuklanıp İstanbul’da İstanbul barosunun atadığı Av. Metehan ÖZKAN ile beraber katıldığım duruşmada 1 gece nezarette kalarak ifade vermişim. Bu ifademin duruşma tutanağı dosyadadır. 2005 öncesi en az 6 kez polisçe tutuklanmama rağmen bu tutuklama kararının neden uygulanmadığı, neden ifadem alınmadığı konusu ayrıca soruşturma konusu olup o rezalet bambaşka bir rezalettir. Dosyada bulunan “Dağ Fareden Korkarsa” isimli kitabımda bu konu işlenmektedir.

 

  • Menfaat zıddiyeti ortaya çıkmış 2 sanık için geçersiz olarak aynı avukatın katılımı ile, her iki sanığında avukat istememe beyanlarını dikkate almadan karar duruşması yapılmıştır.

(İtiraz ettiğim dilekçemde de belirttiğim ve dosyadan alınmış belgelerine dilekçemin ekinde yer verdiğim gibi Menfaat zıddiyeti ortaya çıkmış olan her 2 sanık da Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin talimatı için İstanbul’da ifade verirken avukat istememişlerdir. Ayla Yıldız ayrıca “Müdafi tayini istemiyorum” diyerek bu iradesini tutanağa da geçirtmiştir.

 

  • Bugüne kadar görüştüğüm gerek avukatların, gerek savcıların hiç bir şekilde mümkün göremedikleri haliyle kanunen mümkün olmamasına rağmen Ankara 2. Ağır Ceza mahkemesi , yetkisiz avukatın katılımını yeterli, görüp hüküm açıklamıştır.

 

  • Karar duruşmasının 5 Şubatta mı, 6 Şubatta mı yapılmış olduğu belli değildir. Çünkü Gerekçeli kararın başında karar tarihi 6 Şubat 2008 yazarken, 7. Sayfada karar bitiminde 05 Şubat 2008 olarak yazmaktadır.

 

  • Fatih Emniyet Müdürlüğü, Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğü ve benim adres beyanıma ve tebligatta çıkarılmış bulunan adresim karar duruşmasından bir önceki celse olan 8. Celsede tutanağa geçmesine rağmen hükümde benimle alakası olamayan hiç tebligat almadığım bir adrese yer verilmiştir.

 

  • Mahkemece açıklanan hüküm 1.000 gün gibi ciddi sayılabilecek bir hapis cezası olmasına rağmen hakkında cezaya hükmedilmiş ve sanık ilan edilmiş Osman Yıldız’a hükümdeki yanlış adrese rağmen, yanlış adrese bile tebligata çıkarmadan, yetkisiz avukata tebliğ yapılarak işlemler oluşması sağlanmıştır.

 

  • Mahkeme, Yetkisiz avukatın temyiz yetkisi olmadığı halde; temyiz talebini sanki benim vekaletli veya Baro tarafından mahkemece talep edilmesi dolayısıyla atanıp ta sanki benimle duruşmalara katılarak müdafiim olma statüsünü kazanmış kabul ederek dosyayı Yargıtay’a göndermiştir.

 

  • Usulsüz karar Yargıtay’a Dosya Gönderme Formunda (Kararda imzası bulunan mahkeme hakimlerinden Sayın Necla İpek hanımın ifadesi ile) resmi evrakta sahtecilik suçu işlenerek kararın sanıkların yüzüne okunduğunu beyan edilerek gönderilmiştir.

 

  • Yargıtay da bu kadar çok hata olan bir dosyanın onanmasının sebebinin Yargıtay’a dosya gönderme formundaki sahtecilik olduğunu düşünüyorum.
    Çünkü;
    Yargıtay’ın anlayamadığım ama soruşturmalar sonucu kesin olarak ortaya çıkacağına emin olduğum süreci ise yine CMK 297/3 maddesi gereğince geçerli değildir.

 

  • Fakat nasıl olmuşsa olmuş Bu karar onanmıştır. Halbuki aynı şekilde İstanbul Şişli’deki Osman Yıldız’ı yargılamaya yetkili mahkemelerce delilsiz olarak TAKDİREN verilmiş olan hapis cezaları Yargıtay 11. Ceza dairesince bozulmuştur. Ve Osman Yıldız 15 farklı kişinin açmış olduğu farklı farklı davaların tamamından BERAAT etmiştir.

 

  • Yukarıda izah ettiğim nedenlerin açık varlığına ve Osman Yıldız dilekçelerinde sürekli bu konuları yazmasına rağmen, Mahkeme gönderilmiş dilekçelere cevap vermeyerek kanunsuz infazın sürdürülebilmesi için zaman geçirmeyi açıkça hedefleyen ve yargı yolunu açmayan bir tutum izlemiştir. Bu durumla ilgili soruşturmalar devam etmektedir.

(25/08/2010 ve 31/08/2010 tarihli yargılamanın yenilenmesi talepli dilekçem için 13/10/2010 da karar verilmesine rağmen savcılıklar ve Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talepleri ile verilen karar 14/01/2011 tarihinde tebliğ için cezaevine fakslanmıştır. Sadece bu durum bile mahkemenin kararın kanunsuzluğundan emin olduğunun ispatı değil midir?)

 

  • Dosyayı üst mahkeme olan 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderirken 25/08/2010 tarihli olarak Metris cezaevi kanalı ile gönderilmiş bulunan 1 dilekçem tamamen yok sayılmıştır.

Aynı şeyleri yazdığım ve APS ile gönderdiğim ve 6 sayfadan oluştuğu sayfaların başında verilmiş bulunan sayfa numaralarından kesin olarak belli olan dilekçemin 2 sayfası yok edilerek dosya itirazı değerlendirme konusunda üst mahkeme olan 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

 

  • Defalarca müracaat edilen Savcılıkların talebini ise mahkeme hiç ama hiç dikkate almamıştır.

(Bakırköy ve Ankara Cumhuriyet başsavcılıklarına infazın durudurulması yönünde yaptığım müracaatların dilekçeleri mahkemeye gönderilmiş olup hiç birisi cevaplandırılmamıştır. )

 

  • Konu hakkında soruşturma yürüten savcıya AÇIKÇA YALAN BEYANda bulunulmuştur.

(Ankara 2. Ağır Ceza mahkemesi için; 22/09/2010 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.

Çünkü; cezaevinde olduğum süreç içerisinde kanuni mecburiyetlere rağmen dilekçelerimi cevaplandırmadığı için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması için dilekçe yazdım. Ve bu dilekçem üst yazı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş olup soruşturma başlatılmıştır.

Başlatılmış bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/145601 hazırlık nolu soruşturmasına, mahkeme açıkça yalan beyanda bulunmuş tüm dilekçelerimin cevaplandırıldığını beyan etmiştir. Mahkemenin yalan beyanı üzerine savcılık takipsizlik kararı vermiştir. Bu takipsizlik kararına Sincan Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz ettim.)

Mahkemenin yalan beyanı ve cevaplandırılmamış bulunan Dilekçelerimden bir kısmı bu dilekçemin ekinde Metris Ceza İnfaz Kurumunun resmi ön yazısı ile mahkemenize sunulmaktadır.

  • Mahkeme, Geçersiz bir kararı ortadan kaldırmak yerine kanunlarda var olan boşlukları kullanarak infazın sürdürülmesini maalesef sağlamıştır. 16 Temmuz 2011 tarihi itibariyle bu dosyadan tahliye oldum.

 

Bu sürecin gecikmeden “BERAAT”imle sonuçlanması içinde; bundan sonra yazacağım tüm dilekçelerimin başına bu özeti yazmayı, bu hatırlatmaları yazmayı doğru görüyorum.

 

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ve bu konuda karar vermeye yetkili olup ta karar verecek her ilgilinin Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarının değiştiğini ve T.C. vatandaşı olup ta T.C. Devletinin verdiği yetkiyi kullanan herkesinde kanunlara uymak zorunda olduğunun anlayabilmesi için bu uyarıyı yazmak zorundaydım ve yazdım.

 

Konuyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde soruşturmalar sürmektedir.

 

Ben GECİKEN ADALETİN ADALET OLMADIĞINI ispatlamak için ayrıca tüm hazırlığımı yaparak en kısa sürede kanunen tutuklandığımda ikametgahım olan İstanbul’da İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına tüm soruşturmaların birleştirilmesi ve 2802 sayılı kanunun ilgili hükmü gereğince en geç 3 ay içinde soruşturmanın sonuçlandırılması için ayrıca müracaat edeceğim.

Canı yanmış, tarifi mümkün olmayacak şekilde mağdur edilmiş ve 1 milyon (Eski para ile 1 Tirilyon lira) liradan fazla resmi ispatlanabilir zarara uğramış 6 çocuk babası olan biri olarak delillerim net ve açık. Yazdığım her kelimeyle beraber 2006 daki cezaevinde bulunduğum süreçte yaşanan daha bir çok usulsüzlüğü bile dikkate almadan mutlak surette resmi evraklarla ispatlayabiliyorum.

 

Ki mahkeme itiraz ettiğim kararında eski hale getirme talepli dilekçemi de dile getirmektedir. Ve itiraz ettiğim karara verilen cevaba ek olarak gönderilmiş ve tebligat zarfının içine eklenmiş bulunan gerekçeli kararın 1. Sayfasında anlamadığım şekilde 13.07.2010 tarih ve 2010/3-19532 şeklinde bir sayı yer almaktadır. Bu sayının ne olduğunu bilmiyorum. Ne amaçla itiraz ettiğim dilekçem ekine üzerinde elle yazılı olarak bu tarih ve sayının yer aldığı gerekçeli kararın konduğunu da bilmiyorum.

 

Bildiğim ve anladığım mahkeme kanunlara aykırı olarak cevaplandırılmamış bulunan dilekçemin ne cevabını vermektedir. Nede cevapsız bırakıldığını beyan etmektedir. Bu ön bilgi ışığında:

AÇIKLAMALARIM:

Ben Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı kanalı ile mahkemeye gönderdiğim dilekçemde ilk madde olarak demişim ki;

1- MAHKEMENİZ YETKİSİZDİR. MAHKEMENİZİN YARGILAMAYA BAŞLAMASI AÇIKÇA KANUNLARA AYKIRIDIR.

 

Ve devamında da aşağıya aldığım dilekçenin içinde ki paragraftan da görüleceği üzere Kanun maddelerinin açık hükmünü yazarak kanunlara uygun olarak kararın geçersizliğinin ilan edilmesini talep etmişim.

Mahkeme 16.06.2011 Tarih ve 2011/1237 değişik iş nolu kararında yetkisizlikle ilgili olarak hiçbir şey yazmadan tek başına yetkisizlik nedeni ile yapılmış işlemlerin geçersiz olmayacağını kanun maddesinden gördüğüm için yazdığım aşağıda ki paragrafta yer alan cümlelerimi özetlemiştir.

Dilekçem ekinde yer alan belgelerden de açıkça görüleceği üzere bu karar CMK 5271 sayılı kanunun 7. maddesinde;

“Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim ve mahkemece YAPILAN İŞLEMLER HÜKÜMSÜZDÜR.”

Gereği mahkemenizce yapılan tüm işlemler hükümsüzdür. Her ne kadar CMK 5271 sayılı kanunun 20. maddesi hükmü;

“Yetkili olmayan hakim ve mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz” demekteyse de mahkemenizin yargılama sürecinde yaptığı ve aşağıda tek tek açıklanan usul hataları nedeni ile kararınız hükümsüzdür.

Şöyle ki;

Mahkemeniz YOKLUĞUMDA benimle hiçbir şekilde avukatlık ilişkisi olmayan, hukuken de olması mümkün olmayan bir avukatın katılımıyla hüküm açıklarken DELİLLER sıralanmıştır.

İddianamede yer alan suçlamanın ana kaynağı delillerde de yer alan SÖZLEŞME ÖRNEKLERİdir.

Yıkarıda bu noktayı açıkladığım için ayrıca tekrar açıklama yapmıyorum.

Mahkemenin kararın geçersizliğinin ilan edilmesi talebimi red etme kararının kaldırılarak kararın geçersizliğinin ilan edilmesini talep ediyorum.

 

2- Dosyamı Yargıtay sürecine getirebilmem için cevapsız kalan bir çok dilekçemden sadece kanuni süresi içerisinde verilmiş olduğunun belgesini

 

de eklediğim fakat mahkemece cevaplanmayan, eski hale getirme talepli dilekçemin cevaplandırılmasını talep etmiştim.

Bu talebimi 408 gün haksız bir şekilde cezaevinde kalmama sebep olan mahkemenin nasıl davranacağını tahmin edemediğim için, ayrıca

Tek başına yetkisizlik kararı talebinin red edilmesi durumunda Yargıtay yolu açılmayacağı için talep etmiştim.

Geçersiz olan bir hüküm için eski hale getirme talebimin de, Yargılamanın yenilenmesinin talebimin de olması anlamsızdır.

Ama bugüne kadar defalarca yazmama rağmen mahkeme, Karar Duruşmasının usulsüzlüğü,

Avukatın usulsüz durumu,

Hükümde ki adresin son kez tebligat aldığım adres olmaması nedeni ile tüm tebligatların geçersizliği

ve ayrıca tebligat çıkarılmamış olması

ile ilgili konularda hiçbir şekilde cevap vermiyor.

Bu nedenle yazdığım talebimin cevaplandırılmadan red edilmesi nedeni ile Eski hale getirme talebim konusunda mahkemeniz tarafından karar verilene kadar “ESKİ HALE GETİRME” talebimin reddini temyiz edeceğimi ve süre tutum dilekçesi göndereceğimi beyan ediyorum.

Süre tutum talepli dilekçem ayrıca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine verilecek olup dilekçem ekinde de 1 kopyası bulunmaktadır.

Bu konuda mahkemenizin vereceği kararda Kanuni mecburiyete rağmen Eski hale getirme talepli dilekçem için cevap verilmeyişin ve kanun yolunun tanımlanması konusunda verilmeyen karar için karar verilmesini talep ediyorum.

 

3- İnfazın durdurulmasının red edilmesi kararının kaldırılarak başta izah ettiğim nedenlerle İNFAZIN DURDURULMASINA karar verilmesini talep ediyorum.

 

Gereğinin yapılarak kanuni zorunluluk olan en kısa sürede dilekçemin cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 18/07/2011

Osman YILDIZ

T.C. KİMLİK NO: 16481024848

DARICA/KOCAELİ

 

Ekler:

1 - Temyiz için süre tutum talebimi içeren dilekçe

2 – Metris Cezaevi ön yazılı cevaplanmamış resmi dilekçelerimden 5 tanesi

3- Nüfus Cüzdan Fotokopisi

Not: Konuyu araştırmaya cesaret edecek birisi çıkarsa; Osman Yıldız'a 0532 215 3692 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.